İven ile Maren, Kelebek Çayırı’na giderken kıkırdayan bir köprüyle karşılaşır. Geçmeye çalışmak yerine onunla konuşurlar; küçücük bir tüy, yolculuklarını komik bir karşılaşmaya dönüştürür.
Okumak ve mevcut seslendirmeleri dinlemek için üyelik gerekmez.
Masal hakkında · konular ve bölümler
Yaş Grubu
3-5 yaş
Okuma Süresi
Yaklaşık 8 dakika
Bölüm
3 bölüm
Ana Tema
Macera
Yan TemalarArkadaşlıkMerak
Okuma süresi dakikada 100 kelime üzerinden yaklaşık hesaplanır; sohbet ve resim molalarıyla uzayabilir.
Masal Hakkında
İven ile Maren, Kelebek Çayırı’na giderken kıkırdayan bir köprüyle karşılaşır. Geçmeye çalışmak yerine onunla konuşurlar; küçücük bir tüy, yolculuklarını komik bir karşılaşmaya dönüştürür.
Masalın Verdiği Mesaj
Yardım etmeden önce ne olduğunu sorabiliriz. Birlikte dikkatle bakmak, küçük bir sorunun nedenini bulmamızı kolaylaştırır.
Bir varmış, bir yokmuş. Konuşan köprüleri olan küçük bir masal ülkesi varmış. İven ile arkadaşı Maren bu ülkede yaşarmış. Bir sabah Kelebek Çayırı’na gitmek istemişler. Orada çiçekler dizlerine kadar uzanırmış. Kelebeklerse bazen bir çiçeği bırakıp bir şapkanın üstüne konarmış.
İven’in şapkası yokmuş. “Belki saçımı çiçek sanırlar,” demiş. Maren onun bakır rengi saçlarına bakmış. “O zaman kıpırdamadan durursun,” demiş. Kendisi bunu söylerken hemen burnunu kaşımış. İven gülmüş. Daha çayıra varmadan küçük bir oyunları olmuş.
Elma ağaçlarının arasındaki geniş yolda yürümüşler. Yol, alçacık bir tahta köprüye geliyormuş. Altında su yokmuş. Yalnızca çimenlerle dolu sığ bir çukur varmış. Köprünün yuvarlak başında küçük bir yüz görünüyormuş. İven köprüye selam vermek için durmuş.
“Günaydın!” diye seslenmiş. Köprü, “Güna… hihihi!” demiş. Tahta burnu kıpırdamış. Korkulukları hafifçe titremiş. Maren ayağını köprüye uzatacakken geri çekmiş. İkisi de geniş toprak yolda kalmış. Köprü kıkırdayıp duruyormuş. Söylemek istediği sözü bir türlü bitiremiyormuş.
“Biz daha şaka yapmadık,” demiş Maren. “Köprü bizim şakamıza gülmüyor olabilir.”
İven, Maren’e bakmış. “Acaba saçım mı komik?” diye sormuş. Maren başını iki yana sallamış. “Biz daha şaka yapmadık,” demiş. “Köprü bizim şakamıza gülmüyor olabilir.” İven saçını düzeltmeyi bırakmış. Yeniden köprünün yüzüne bakmış.
“Geçebilir miyiz?” diye sormuş Maren. “Birazdan,” demiş köprü. “Önce şu… hihihi!” Bu kez gözlerini sımsıkı kapamış. İven ile Maren susup beklemiş. Köprünün gülüşü yine gelmiş. Demek ki sessiz durmaları da kıkırtıyı durdurmuyormuş. İven bunun nedenini merak etmiş.
Burnun üstünde küçücük mor bir çizgi görünüyormuş. Rüzgâr esince çizginin bir ucu oynamış. Köprünün gözleri de aynı anda kısılmış. İven başını biraz yana eğmiş. “Maren, burnunun üstüne bak,” demiş. Arkadaşı dikkatle yaklaşmış. İkisi hâlâ sağlam yolun üzerinde duruyormuş.
2. Bölüm: Burnundaki Mor Çizgi
Küçük tüyün büyük kıkırtısı
Mor çizgi bir tüyün ince sapıymış. Yumuşak ucu, köprünün burnuna değiyormuş. Hava kıpırdadıkça tüy de kıpırdıyormuş. Köprü burnunu oynatıyor, tüyü düşürmeye çalışıyormuş. Ama tüy küçük bir tahta çıkıntısına takılı kalmış. İven şimdi neye baktığını anlamış.
“Bir tüy var!” demiş İven. “Onu almamı ister misin?” Köprü gözlerini açmış. “İsterim,” demiş. “Gülmek güzel ama burnum durmadan gıdıklanıyor.” Maren, köprünün bir şeyi tutacak elleri olmadığını fark etmiş. “Bizim ellerimiz var,” demiş. İven ellerine bakmış, sonra tüye dönmüş.
Tüy, İven’in rahatça uzanabileceği yerdeymiş. Burna ulaşmak için köprüye çıkmasına gerek yokmuş. Ayağını geniş yolda sağlamca basmış. Maren de yanında durmuş. “Ucunu görüyorum,” demiş. Parmağını tüye değdirmeden yakında tutmuş. Böylece İven, sapın nereye takıldığını görmüş.
İven önce tüylü uca uzanmış. Tüy biraz dönmüş ve köprü yeniden kıkırdamış. İven elini durdurmuş. “Bu taraf daha çok oynuyor,” demiş. “İnce sapından tutayım.” Maren başını hafifçe eğmiş. Sapın tahta çıkıntısından ayrıldığı küçük yeri ona göstermiş.
İven, sapı nazikçe tutmuş. Tüyü burna bastırmadan kaldırmış. Mor tüy, incecik bir yay gibi elinde kalmış. Köprü gözlerini açmış. Burnu artık kıpırdamıyormuş. Korkulukları da durulmuş. Kısa bir sessizlik olmuş. Sonra köprü ağzını açıp kocaman bir “Oh!” demiş.
Maren, “Meğer seni güldüren ben değilmişim,” demiş. Köprü ona bakmış. “Henüz değilsin,” diye cevap vermiş. İven gülmüş. Maren de gülmüş. Köprü bu kez kendi isteğiyle kıkırdamış. Tahtaları yerinde kalmış. Küçük yüzündeki gülüş, biraz öncekinden daha rahat görünüyormuş.
İven mor tüyü açık avucuna koymuş. Hafif rüzgâr tüyü alıp yolun yanındaki otlara bırakmış. Köprü onlara, “Şimdi hazırım,” demiş. İven ile Maren önce köprünün tahtalarına bakmış. Sonra geniş köprüden yan yana yürümüşler. Öte tarafta, çayırın açık renkli yolu başlıyormuş.
3. Bölüm: Çayırın Yeni Çiçeği
Bu kez kim kıpırdamadı?
Köprünün öbür ucunda elma ağaçları seyrelmiş. Önlerinde geniş bir çayır açılmış. Mor çan çiçekleri rüzgârla eğiliyor, beyaz çiçekler yeniden doğruluyormuş. İven ile Maren çiçeklerin arasındaki düz patikadan yürümüş. Burada gökyüzü daha büyük görünüyormuş. Uzakta yuvarlak, yeşil tepeler varmış.
Bir sarı kelebek, iki arkadaşın önünden geçmiş. Maren kollarını iki yanına bırakmış. “Şimdi ben çiçek olayım,” demiş. Dimdik durmuş. İven de onun biraz ilerisinde durmuş. İkisi kelebekleri yakalamaya çalışmamış. Bakmak için yerlerinde beklemişler. Rüzgâr saçlarının uçlarını usulca kıpırdatmış.
Kelebek önce mor bir çiçeğe konmuş. Sonra havalanıp Maren’in saçlarına yaklaşmış. Maren’in gözleri büyümüş. Burnunu kaşımak istemiş ama eliyle saçını dağıtmamış. Sarı kelebek, başının üstüne konuvermiş. İven dudaklarını kapatıp gülmemeye çalışmış. Arkadaşının sarı saçları gerçekten küçük bir çiçek gibi görünüyormuş.
Maren, “Şimdi de bende mi tüy var?” diye fısıldamış. Ne gördüğünü merak ediyormuş. “Bir tüy değil,” diye fısıldamış İven. “Bu kez gerçekten bir kelebek!” Maren gözlerini yukarı çevirmiş. Kendi başının üstünü göremeyince ikisi de kıkırdamış. Kelebek hafifçe kanatlarını açmış.
“Bir tüy değil,” diye fısıldamış İven. “Bu kez gerçekten bir kelebek!”
İven arkadaşına yaklaşmak yerine olduğu yerde kalmış. Maren de başını kıpırdatmadan durmuş. Biraz sonra kelebek havalanmış. Çiçeklerin arasına doğru uçmuş. Maren ancak o zaman burnunu kaşımış. “Çiçek olmak kolay değilmiş,” demiş. İven bu kez kahkahasını saklamamış. Maren de ona katılmış.
Geri dönerlerken köprü onları karşılamış. Burnunun üstünde artık hiçbir şey yokmuş. “Çayır nasıldı?” diye sormuş. İven, Maren’in saçına konan kelebeği anlatmış. Maren de çiçek gibi duruşunu göstermiş. Köprü kıkırdamış. Ama yolu titrememiş. İki arkadaş onun üzerinden rahatça geçmiş.
Bir sonraki masalı birlikte seçin
Bugün hangi dünyaya gitmek istersiniz? Seçtiğiniz konudaki yayımlanmış masalları keşfedin.
Vanu ve babası Dore, ay biçimli büyük bir yastığı masalsı okuma köşesine götürür. Dar kapıdan geçmeyen yastığı itmek yerine durur, yönünü değiştirerek birlikte bir yol bulurlar.
Yaren ve dedesi Seyfi, resimli bir haritayla masalsı bir parkı gezer. Harita çevreyle uyuşmayınca onu çevirir, işaretleri karşılaştırır ve yollarını birlikte bulurlar.
Seyra, böğürtlenli pastasının yuvarlak desenini çok sever. Bir dilim ayrılınca şekli değişecektir. Arkadaşı Ertu ile tadına bakmayı da isteyen küçük prenses, ilk dilim için kendi kararını verir.
İmra yağmur yüzünden bahçedeki oyununu erteleyince üzülür. Babasıyla damlaları dinler; metal bir kâse ve yumuşak bir havluyla aynı suyun farklı seslerini keşfeder.
İven köprünün yanından ayrılırken el sallamış. “Görüşürüz, Kıkır Köprü!” demiş. Köprü yeni adını sevmiş. “Görüşürüz, yürüyen çiçekler!” diye karşılık vermiş. Maren hemen saçını göstermiş. “Bugünkü çiçek benim,” demiş. İven gülerek onunla yürümüş. Arkalarında köprünün neşeli sesi kalmış.
Bu masaldan ne öğrendik?
Yardım etmeden önce ne olduğunu sorabiliriz. Birlikte dikkatle bakmak, küçük bir sorunun nedenini bulmamızı kolaylaştırır.