İmra ve Yağmurun İki Sesi
Bahçeden Gelen Tıkırtı · 1/3

Bir varmış, bir yokmuş. İmra, bahçede tebeşirden yollar çizmeyi seven küçük bir çocukmuş. O sabah yollarını bir salyangoz şehri gibi kıvırmak istiyormuş. Sarı yağmurluğunu giymiş. Babası Alaz da kapının yanına gelmiş. Tam çıkacaklarken pencereye ince yağmur damlaları değmeye başlamış. Bahçenin taşları ıslanmış. İmra, tebeşir kutusuna bakmış. Bugün dışarıda çizdikleri hemen akıp gidebilirmiş. Babası, çizgi oyununu kuru bir zamana bırakmayı önermiş. İmra’nın dudakları biraz aşağı kıvrılmış. “Ama salyangoz şehrini bugün yapacaktım,” demiş. Alaz yanına oturmuş. Bu planın değişmesine üzülmesini anlamış. İmra tebeşirleri kapaklı kutusuna geri koymuş. Pencerenin önündeki alçak mindere oturmuş. Babası da yanındaki mindere geçmiş. Bahçe bulanık camın arkasında yumuşacık görünüyormuş. Büyük yaprakların uçlarında su birikiyormuş. Sonra damlalar aşağı düşüyormuş. İmra bir süre konuşmadan onları izlemiş. İnce yağmurun arasından küçük bir tıkırtı gelmiş. “Tık, tık,” diye dinlemiş İmra. Biraz öteden daha yumuşak bir pıtırtı da duyuluyormuş. Aynı bahçede iki ayrı ses varmış. İmra başını kaldırmış. “Yağmur bazen tık, bazen pıt diyor,” demiş. Babası da kulak vermiş.
Bahçedeki oyunumu özledim. Yine de buradan gelen küçük sesi merak edebilirim.
Pencerenin altındaki geniş yaprağa damlalar düşüyormuş. Biraz ileride ise verandanın kenarında ters duran mavi bir metal kâse varmış. Kâseyi Alaz önceki gün orada bırakmış. Saçaktan süzülen damlalar onun üstüne geliyormuş. Belirgin tıkırtı o taraftan duyuluyormuş. İmra eliyle iki yeri göstermiş. “Damlalar başka mı?” diye sormuş. Alaz, ikisinin de su damlası olduğunu söylemiş. Düştükleri yerler farklıymış. İmra yeniden dinlemiş. Yumuşak yaprağı ve sert kâseyi düşünmüş. “Kâsenin üstü yumuşacık olsa nasıl ses çıkarır?” diye sormuş. Babası bunu birlikte deneyebileceklerini söylemiş. Üstü kapalı verandaya evin içinden geçiliyormuş. Alaz küçük bir havlu, su kabı ve tahta kaşık almış. İmra onunla kuru geçitten yürümüş. Yağmur bahçeye düşmeye devam etmiş. Tebeşir şehri hâlâ aklındaymış. Şimdi onun yanında yeni bir merak da varmış.