Masal hakkında · konular ve bölümler
6-8 yaş
Yaklaşık 11 dakika
4 bölüm
Prenses
Okuma süresi dakikada 100 kelime üzerinden yaklaşık hesaplanır; sohbet ve resim molalarıyla uzayabilir.

Prenses Ada ve Prens Aras, ateş püskürten hapşırıkları yüzünden saraydan uzaklaştırılmak istenen ejderha Koru'ya yardım etmek için sıra dışı bir plan hazırlar.
6-8 yaş
Yaklaşık 11 dakika
4 bölüm
Prenses
Okuma süresi dakikada 100 kelime üzerinden yaklaşık hesaplanır; sohbet ve resim molalarıyla uzayabilir.
Işıkkale Krallığı, yüz yılda bir düzenlenen Büyük Fener Şenliği'ne hazırlanmaktadır. Ancak sarayın yakınlarında yaşayan genç ejderha Koru, kontrol edemediği ateşli hapşırıklarıyla süslemeleri yanlışlıkla yakar. Bazı danışmanlar Koru'nun krallıktan gönderilmesini isterken Prenses Ada ile Prens Aras, onu suçlamak yerine sorunun nedenini anlamaya çalışır. Koru'nun mağarasındaki parlayan biber çiçeklerinin hapşırıklara yol açtığını keşfeden üç arkadaş, ejderhanın ateşini şenliğin binlerce fenerini yakmak için kullanabilecekleri eğlenceli bir düzenek tasarlar. Böylece Koru, saklamaya çalıştığı özelliğinin doğru kullanıldığında başkalarına ışık olabileceğini öğrenir.
Birini yaptığı hatalarla yargılamak yerine onu anlamaya çalışmak, gerçek çözümü bulmamızı sağlar. Bazen kusur sandığımız özelliklerimiz, doğru yerde kullanıldığında en güçlü yeteneğimize dönüşebilir.
Bir varmış, bir yokmuş. Tepeleri akşamları altın gibi parlayan, sokaklarında rengârenk fenerlerin asılı olduğu Işıkkale Krallığı varmış. Bu krallıkta meraklı Prenses Ada ile neşeli kuzeni Prens Aras yaşarmış. Ada yeni şeyler tasarlamayı, Aras ise eline geçen her aleti söküp yeniden birleştirmeyi çok severmiş.
Işıkkale'de yüz yılda bir Büyük Fener Şenliği düzenlenirmiş. Şenlik gecesinde krallığın bütün evleri, kuleleri ve köprüleri binlerce fenerle aydınlatılırmış. Bu yıl fenerleri yakma görevi ilk kez Ada ile Aras'a verilmiş.

Sarayın avlusunda hummalı bir hazırlık başlamış. Terziler ipek şeritler dikiyor, marangozlar fener direkleri hazırlıyor, çocuklar renkli kâğıtlara yıldızlar çiziyormuş. Ada fenerlerin hangi sırayla yakılacağını planlarken Aras da yüzlerce küçük mumu aynı anda ateşleyecek bir düzenek yapmaya çalışıyormuş.
Tam o sırada sarayın arkasındaki dağdan güçlü bir ses duyulmuş. Koru derin bir nefes almış ve güçlü bir şekilde hapşırmış. Gökyüzünde turuncu bir alev parlamış. Alev rüzgârla avluya kadar ulaşmış ve süslemelerin bir kısmını tutuşturmuş.
Herkes kovalarla su taşımış ve yangını hemen söndürmüş. Neyse ki kimse zarar görmemiş. Fakat kâğıt yıldızlar islenmiş, birkaç fener yanmış ve Başdanışman Sertkaş'ın uzun şapkasının ucu kıvrılmış.
Dağın arkasından utangaç bir ejderha başını uzatmış. Bu, Işıkkale yakınlarında yaşayan genç ejderha Koru'ymuş. Koru aslında kimseyi korkutmak istemezmiş. Fakat son günlerde burnu sürekli kaşınıyor ve her hapşırdığında ağzından ateş çıkıyormuş.
Bir kazanın nedenini anlamadan yalnızca suçlu aramak, sorunu çözmez.
Başdanışman Sertkaş, Koru'nun şenlik bitene kadar krallıktan uzaklaştırılması gerektiğini söylemiş. Koru başını eğmiş ve yavaşça mağarasına dönmüş. Ada ile Aras birbirlerine bakmışlar. Koru'nun bunu isteyerek yapmadığını ikisi de anlamış. Şenliği hazırlamadan önce arkadaşlarına yardım etmeye karar vermişler.
Ada ile Aras, dağın yamacındaki Koru'nun mağarasına gitmişler. Mağaranın girişinde yanmış otlar, erimiş bir çaydanlık ve kenarları kararmış büyük bir mendil duruyormuş.
Koru mağaranın en uzak köşesinde oturuyormuş. Burnunun üzerinde soğuk bir taş, boynunda ise dev bir atkı varmış. Ada ile Aras'ı görünce kanatlarıyla yüzünü kapatmış. "Yaklaşmayın," demiş. "Yine hapşırırsam sizi de yakabilirim."

Ada, Koru'ya kızmadıklarını söylemiş. Aras da hapşırıkların ne zaman başladığını sormuş. Koru bir hafta önce mağarasını süslemek için çevrede bulduğu kırmızı çiçekleri içeri taşıdığını anlatmış. O günden beri burnu kaşınıyormuş.
Ada çiçeklere yaklaşınca keskin ve baharatlı bir koku duymuş. Bunlar, sıcak bölgelerde yetişen parlayan biber çiçekleriymiş. Çiçeklerin tozları havaya karıştığında ejderhaların burnunu çok kötü kaşındırırmış.
Aras çiçekleri dışarı taşımak için kalın eldivenler giymiş. Ada mağaranın pencerelerini açmış. Koru ise burnunu büyük bir su kovasının üzerinde tutmuş. Birkaç dakika sonra yeniden hapşırmış ama bu kez çıkan küçük alev doğrudan suyun içine gitmiş.
Yardım istemek güçsüzlük değil, sorumluluk sahibi olmanın bir parçasıdır.
Biber çiçekleri mağaradan çıkarılınca Koru'nun burnu rahatlamış. Fakat hapşırıkları hemen tamamen geçmemiş. Şenlik ertesi akşam yapılacağı için Koru saraya yaklaşmaya hâlâ çekiniyormuş.
Ada, Koru'ya şenlikte kendilerine yardım edip edemeyeceğini sormuş. Koru şaşırmış. Herkes ondan uzak durmasını isterken Ada ile Aras, ateşli hapşırıklarını işe yarar bir şeye dönüştürmeyi düşünüyormuş.
Ertesi sabah Ada, Aras ve Koru hazırladıkları düzeneği sarayın boş talim alanına kurmuşlar. Düzenek, Koru'nun alevini güvenli biçimde taşıyacak geniş bir bakır borudan ve ateşi fenerlere dağıtacak küçük aynalardan oluşuyormuş.
Aras, alanın çevresine su fıçıları yerleştirmiş. Ada bütün bağlantıları tek tek kontrol etmiş. Koru ise heyecandan burnunun yeniden kaşındığını hissediyormuş.
İlk denemede Koru boruya doğru küçük bir alev üflemeye çalışmış. Fakat alev çok zayıf kalmış ve yalnızca ilk fener yanmış. İkinci denemede biraz daha güçlü üflemiş, bu kez borunun kapağı havaya fırlayıp Başdanışman Sertkaş'ın önüne düşmüş.
Sertkaş düzenekten hiç hoşlanmamış. Bunun tehlikeli olduğunu ve şenlikte kullanılmaması gerektiğini söylemiş. Koru yeniden başını eğmiş. Ateşini kontrol edemediği için bütün planı bozduğunu düşünmüş.

Ada, başarısız olanın Koru değil, hazırladıkları ilk tasarım olduğunu söylemiş. Aras da iyi bir mucidin ilk denemede çalışan bir araç yapmasının çok ender olduğunu anlatmış. Üçü yeniden ölçüm yapmaya başlamış.
Bir denemenin başarısız olması, bizim başarısız olduğumuz anlamına gelmez.
Ada borunun çok dar olduğunu fark etmiş. Aras kapağı daha sağlam bir kilitle değiştirmiş. Koru ise ateş püskürtmek yerine doğal bir hapşırığın gelmesini beklemeyi önermiş. Böylece alevin gücü daha düzenli olacakmış.
Yeni denemede Koru borunun önüne geçmiş. Aras vanaları açmış, Ada aynaları doğru yöne çevirmiş. Koru burnuna çok yaklaşmadan tek bir biber çiçeği yaprağını koklamış.
Büyük Fener Şenliği'nin akşamı geldiğinde Işıkkale'nin meydanı insanlarla dolmuş. Binlerce fener evlerin çatılarına, köprülerin kenarlarına ve sarayın kulelerine yerleştirilmiş. Fakat hiçbiri henüz yanmıyormuş.
Koru meydanın arkasındaki özel alanda bekliyormuş. Kalabalığın kendisini görünce korkacağından endişeleniyormuş. Ada ile Aras yanına gelerek bu şenliği tek başına değil, hep birlikte gerçekleştireceklerini söylemişler.
Kral, şenliğin başlama işaretini vermiş. Aras büyük vanayı açmış. Ada kulelerdeki aynalara hazır olmaları için bayrak sallamış. Koru derin bir nefes almış ve borunun önüne geçmiş.
Fakat tam o anda hapşırığı geçmiş. Koru ne kadar beklese de burnu kaşınmamış. Meydandaki herkes sessizce bakarken Aras cebinden biber çiçeği yaprağını çıkarmış. Koru yaprağa bakıp gülmeye başlamış.
Koru yaprağı dikkatlice koklamış. Burnu titremiş, gözleri büyümüş ve kanatları açılmış. Koru derin bir nefes almış ve güçlü bir şekilde hapşırmış. Dev alev bakır borudan geçmiş ve yüzlerce küçük ışığa ayrılmış.
Önce meydandaki fenerler, ardından köprülerdekiler, sonra evlerin çatıları ve en sonunda sarayın yüksek kulelerindeki fenerler yanmış. Bütün krallık altın, kırmızı ve turuncu ışıklarla parlamaya başlamış.
Bizi farklı yapan özellikler, doğru insanlar yanımızdayken dünyayı aydınlatan bir güce dönüşebilir.

Meydandaki insanlar korkmak yerine alkışlamışlar. Çocuklar Koru'nun adını söyleyerek tezahürat yapmış. Başdanışman Sertkaş şapkasını çıkarıp ejderhayı selamlamış. Koru şaşkınlıktan küçük bir hapşırık daha çıkarmış ama bu kez alev, gökyüzünde kalp biçiminde parlamış.
Bugün hangi dünyaya gitmek istersiniz? Seçtiğiniz konudaki yayımlanmış masalları keşfedin.
Masalın ardından çocuğunuza "Koru neden hapşırıklarını saklamaya çalıştı?", "Ada ile Aras, Koru'yu suçlamak yerine ne yaptı?" ve "Senin zorlandığın hâlde doğru kullandığında faydalı olabilecek bir özelliğin var mı?" sorularını yöneltebilirsiniz.
Hata yapan bir arkadaşımıza nasıl destek olabileceğiniz üzerine de konuşabilirsiniz.
Yeni masalları keşfetmek ve sesli dinlemek için Masal Gemisi Android uygulamasına göz atın.
Google Play’de keşfet
Prenses Masalları
Güneşli Vadi Krallığı'nda yaşayan Prenses Duru, saraydaki işlerin kolay olduğunu düşünür. Kraliçe, yaklaşan Bahar Şenliği'nin hazırlıklarını ona bırakınca Duru herkese görev verir ama kimsenin fikrini dinlemez. Yemekler gecikir, çiçekler solar ve çocuklar ağır kıyafetlerle rahat edemez. Duru önce çalışanları suçlar. Daha sonra sarayın yaşlı kütüphanecisi Ada Nine ile mutfağı, bahçeyi ve terzihaneyi gezer. Her işin bilgi, sabır ve emek istediğini görür. Duru özür diler, şenliği yeniden planlar ve bu kez herkesin fikrini dinler. Şenlik başarıyla tamamlanır. Duru da iyi bir yönetici olmanın her şeyi bilmek değil, insanlara güvenmek ve emeğe saygı göstermek olduğunu öğrenir.

Uzay Masalları
Gezegenler yolculuğundan dönen Kaptan Tombul Panda, bu kez Mars araştırma merkezinden özel bir görev alır. Ekibiyle birlikte Mars'a gidecek ve gelecekteki araştırmacılar için küçük bir deneme serası kuracaktır. Kaptan Tombul Panda, Tavşan Lila, Robot Piko ve Maymun Momo ile Kırmızı Gezegen'e iner. Mars'ın soğuk havasını, ince atmosferini ve kırmızı topraklarını incelerler. Serayı kurarken toprağın doğrudan bitki yetiştirmeye uygun olmadığını fark ederler. Hazırladıkları özel toprak, su ve ışık sistemiyle tohumları ekerler. Ancak yaklaşan büyük bir toz fırtınası seranın ışık panellerini ve bağlantılarını tehdit eder. Ekip, acele etmek yerine bilimsel verileri inceler, görevleri paylaşır ve serayı güvenli hâle getirir. Fırtına geçtikten sonra ilk küçük filizin çıktığını gören ekip, büyük başarıların sabırla yapılan küçük çalışmalarla başladığını öğrenir.

Uzay Masalları
Uzay istasyonunda yaşayan Mira, teleskobuyla yaptığı gözlem sırasında haritalarda görünmeyen bir gezegenden yardım sinyali alır. Gezegene indiğinde nehirlerin akmadığını, kuşların gökyüzünde hareketsiz kaldığını ve bütün saatlerin aynı anda durduğunu görür. Mira ve tamir robotu Tık, zamanın yeniden akmasını sağlamak için gezegenin merkezindeki Büyük Zaman Çarkı'nı bulmalıdır. Yolculuk boyunca acele etmek ile doğru karar vermek arasındaki farkı öğrenen Mira, zamanın yalnızca saatlerle değil; anılar, sorumluluklar ve birlikte geçirilen anlarla anlam kazandığını keşfeder.

Macera Masalları
Lina, bir gece yaşlı çınarın kökleri arasında gökyüzünden düşmüş parlayan bir tohum bulur. Tohumun gün doğmadan önce Yüksek Tepe'deki Yıldız Ağacı'na ulaştırılması gerekmektedir. Sincap Fındık ve mavi kanatlı kuş Mavi ile yola çıkan Lina; fısıldayan bir dereyi geçer, karanlık bir vadide korkularıyla yüzleşir ve yardıma ihtiyaç duyan bir kirpi ailesini kurtarır. Yolculuğun sonunda yıldız tohumunun yalnızca suyla değil, cesaret, dayanışma ve iyilikle büyüdüğünü keşfeder.
Üç arkadaş mağaranın zeminine büyük bir kâğıt sermiş. Ada fenerlerin yerlerini çizmiş, Aras borular ve aynalardan oluşan bir düzenek tasarlamış, Koru ise hapşırdığında alevin ne kadar uzağa gittiğini ölçmüş. Gece boyunca gülerek, deneyerek ve bazen de is içinde kalarak çalışmışlar.
Koru derin bir nefes almış ve güçlü bir şekilde hapşırmış. Koru'nun alevi borunun içine girmiş, aynalara çarparak onlarca küçük ışığa ayrılmış ve alandaki bütün fenerleri aynı anda yakmış. Fenerler birbiri ardına parlayınca üç arkadaş sevinçle zıplamış.
Başdanışman Sertkaş bile hayranlığını gizleyememiş. Yine de şenlik sırasında güvenliği sağlamak için herkesin görevini dikkatle yapması gerektiğini hatırlatmış. Ada kontrolleri üstlenmiş, Aras vanaların başına geçmiş, saray itfaiyecileri su fıçılarını hazırlamış. Koru ise ilk kez ateşinden utanmak yerine onunla faydalı bir şey yapacağı için gurur duymuş.
Kral, Prenses Ada ile Prens Aras'a iyi bir plan hazırladıkları için teşekkür etmiş. Ancak Ada başarının yalnızca kendilerine ait olmadığını söylemiş. Aras düzeneği yapan ustaları, güvenliği sağlayan görevlileri ve cesaretini toplayan Koru'yu göstermiş.
O günden sonra Koru, her Büyük Fener Şenliği'nin baş ateşçisi olmuş. Mağarasında biber çiçeği yetiştirmeyi bırakmış ama şenlik günleri için küçük bir yaprağı kapalı bir kutuda saklamış. Prenses Ada, Prens Aras ve ejderha Koru ise yeni icatlar yapmak için sık sık bir araya gelmişler. Bazen deneyleri duman çıkarmış, bazen ortalık is olmuş; fakat üç arkadaş hiçbir hatayı birbirlerini suçlamak için kullanmamışlar.