Masal hakkında · konular ve bölümler
6-8 yaş
Yaklaşık 13 dakika
7 bölüm
Prenses
Okuma süresi dakikada 100 kelime üzerinden yaklaşık hesaplanır; sohbet ve resim molalarıyla uzayabilir.
Masal Hakkında
Güneşli Vadi Krallığı'nda yaşayan Prenses Duru, saraydaki işlerin kolay olduğunu düşünür. Kraliçe, yaklaşan Bahar Şenliği'nin hazırlıklarını ona bırakınca Duru herkese görev verir ama kimsenin fikrini dinlemez. Yemekler gecikir, çiçekler solar ve çocuklar ağır kıyafetlerle rahat edemez. Duru önce çalışanları suçlar. Daha sonra sarayın yaşlı kütüphanecisi Ada Nine ile mutfağı, bahçeyi ve terzihaneyi gezer. Her işin bilgi, sabır ve emek istediğini görür. Duru özür diler, şenliği yeniden planlar ve bu kez herkesin fikrini dinler. Şenlik başarıyla tamamlanır. Duru da iyi bir yönetici olmanın her şeyi bilmek değil, insanlara güvenmek ve emeğe saygı göstermek olduğunu öğrenir.
Bir işi dışarıdan kolay görmek, o işin arkasındaki emeği anlamak değildir. İyi bir yönetici insanları dinler, bilgilerine güvenir ve başarıyı herkesle paylaşır.
Bölümler
Prenses Duru ve Sarayın Sessiz Kahramanları Masalı
1. Bölüm: Büyük Görev
Bahar Şenliği Hazırlığı
Bir varmış, bir yokmuş. Tepelerinde sarı çiçeklerin açtığı Güneşli Vadi Krallığı varmış. Krallığın ortasında geniş bahçeleri, yüksek pencereleri ve uzun koridorları olan büyük bir saray bulunurmuş.
Bu sarayda Prenses Duru yaşarmış. Duru iyi kalpli ve meraklı bir çocukmuş. Kitap okumayı, resim yapmayı ve sarayın yüksek kulesinden krallığı izlemeyi çok severmiş.

Fakat Duru saraydaki işlerin nasıl yapıldığını pek bilmezmiş. Yemeklerin mutfakta kısa sürede hazırlandığını, çiçeklerin biraz su verilince hemen büyüdüğünü ve güzel kıyafetlerin birkaç dikişle tamamlandığını sanırmış.
Bir sabah Kraliçe Selin, Duru'yu büyük salona çağırmış. Krallığın en önemli günlerinden biri olan Bahar Şenliği yaklaşıyormuş.
"Bu yıl hazırlıkları sen yöneteceksin," demiş kraliçe. "Şenliğin güzel olması kadar, herkesin rahat ve mutlu olması da önemli."
Duru çok sevinmiş. Bu görevin kolay olacağını düşünmüş. Hemen renkli bir defter almış ve yapılacak işleri yazmaya başlamış.
Sorumluluk almak yalnızca karar vermek değil, kararın sonucunu da düşünmektir.
Duru önce aşçıları, bahçıvanları, terzileri ve müzisyenleri salona çağırmış. Herkese yapacağı işi hızlıca söylemiş. Fakat çalışanlar konuşmak isteyince onları dinlememiş.
Duru, "Merak etmeyin. Her şeyi planladım," demiş. Sonra hazırlıkların hemen başlamasını istemiş. Saray çalışanları görevlerine dönmüş ama hepsinin aklında önemli sorular varmış.
2. Bölüm: Dinlenmeyen Uyarılar
Hızlı Kararların Sonucu
Duru ilk olarak saray mutfağına gitmiş. Şenlikte yüzlerce konuk olacağı için çok sayıda yemek hazırlanmasını istemiş.
Baş aşçı Narin, sıcak havada bazı yemeklerin uzun süre bekleyemeyeceğini anlatmak istemiş. Ayrıca taze sebzelerin pazardan zamanında gelmesi gerekiyormuş.

Duru onun sözünü tamamlamasını beklememiş. "Yemekleri erkenden hazırlayın. Böylece işiniz çabuk biter," demiş.
Daha sonra bahçeye gitmiş. Meydanın her köşesinin çiçeklerle kaplanmasını istemiş. Bahçıvan Kemal, bazı çiçeklerin öğle güneşinde solacağını söylemiş.
Duru yine dinlememiş. En narin çiçeklerin bile meydana taşınmasını istemiş. Çünkü onların çok güzel göründüğünü düşünüyormuş.
Son olarak terzihaneye gitmiş. Şenlikte dans edecek çocuklar için uzun, ağır ve parlak kıyafetler çizmiş.
Terzi Sema, çocukların bu kıyafetlerle koşamayacağını ve rahat dans edemeyeceğini söylemiş. Duru ise kıyafetlerin güzel görünmesinin yeterli olduğunu düşünmüş.
Bir insanı dinlememek, onun bilgisinden ve deneyiminden vazgeçmek demektir.
Hazırlıklar günlerce sürmüş. Aşçılar çok erken saatlerde çalışmaya başlamış. Bahçıvanlar narin çiçekleri taşımış. Terziler ağır kıyafetleri yetiştirmek için gece geç saatlere kadar çalışmış.
Duru her şeyin planladığı gibi ilerlediğini sanıyormuş. Çünkü yalnızca biten işleri kontrol ediyor, çalışanların yaşadığı zorlukları sormuyormuş.
3. Bölüm: Karışan Şenlik
Beklenmeyen Sorunlar
Bahar Şenliği sabahı sarayın kapıları açılmış. Krallığın dört bir yanından gelen aileler meydana toplanmış.
İlk sorun yemek masalarında yaşanmış. Çok erken hazırlanan bazı yemekler sıcak havada tazeliğini kaybetmiş. Bazı yemekler ise gereken malzemeler geç geldiği için henüz tamamlanmamış.
Meydana taşınan narin çiçekler de öğle güneşinde solmaya başlamış. Bahçıvanlar onları gölgeye taşımaya çalışırken süslemelerin bir kısmı bozulmuş.
Dans gösterisi başlayınca çocuklar ağır kıyafetleriyle hareket etmekte zorlanmış. Bir çocuğun uzun kolu başka bir çocuğun kıyafetine takılmış. Gösteri durmak zorunda kalmış.

Duru gördüklerine çok üzülmüş. İlk anda çalışanların görevlerini iyi yapmadığını düşünmüş.
"Neden söylediklerimi doğru yapmadınız?" diye sormuş. Aşçı Narin, bahçıvan Kemal ve terzi Sema sessizce birbirlerine bakmışlar.
Bir sorun çıktığında suçlu aramak kolaydır. Gerçek nedeni anlamak ise dikkat ister.
Tam o sırada sarayın yaşlı kütüphanecisi Ada Nine meydana gelmiş. Duru'nun yanına oturmuş ve ona sakin bir soru sormuş.
"Bu insanların sana ne anlatmak istediğini hatırlıyor musun?" demiş.
Ada Nine, Duru'yu şenliğin kalabalığından uzaklaştırmış. "Bir karar vermeden önce emeğin nasıl oluştuğunu görmelisin," demiş.
4. Bölüm: Sarayın Görünmeyen Emeği
Her İşin Bir Bilgisi Var
Ada Nine ile Duru önce saray mutfağına gitmişler. Aşçılar büyük kazanların başında çalışıyormuş. Bazıları sebzeleri hazırlıyor, bazıları ekmek pişiriyor, bazıları da yemeklerin sıcaklığını kontrol ediyormuş.
Baş aşçı Narin, her yemeğin farklı zamanda hazırlanması gerektiğini anlatmış. Bazı yemekler hemen sunulmalı, bazıları ise bir süre dinlenmeliymiş.
Duru, yüzlerce kişilik yemek hazırlamanın yalnızca malzemeleri bir kazana koymak olmadığını anlamış.

Sonra bahçeye gitmişler. Bahçıvan Kemal, her çiçeğin farklı miktarda suya, güneşe ve gölgeye ihtiyaç duyduğunu göstermiş.
Solan çiçeklerin güzel görünmesine rağmen sıcak meydana uygun olmadığını anlatmış. Duru, bahçıvanın uyarısının önemli olduğunu anlamış.
Terzihanede ise Sema onlara kumaşları, ipleri ve küçük kalıpları göstermiş. Bir kıyafetin güzel görünmesi kadar rahat ve güvenli olmasının da gerekli olduğunu söylemiş.
Emek yalnızca görünen sonuç değildir. Bilgi, dikkat, zaman ve sabır da emeğin içindedir.
Duru daha sonra temizlik çalışanlarının, muhafızların ve müzisyenlerin yaptığı işleri de izlemiş. Herkesin şenlik için ayrı bir sorumluluk taşıdığını görmüş.
Temizlik çalışanları misafirler gelmeden önce bütün yolları hazırlamış. Muhafızlar kalabalığın güvenli biçimde hareket etmesini sağlamış. Müzisyenler günlerce aynı parçaları tekrar etmiş.
Duru'nun gözleri dolmuş. "Ben yalnızca ne yapılacağını söyledim. Nasıl yapılacağını bilen sizleri hiç dinlemedim," demiş.
Ada Nine gülümsemiş. "Hatanı görmek önemlidir. Fakat asıl önemli olan, şimdi ne yapacağına karar vermendir," demiş.
5. Bölüm: Yuvarlak Masa
Herkesin Fikri Değerli
Duru ertesi sabah sarayın büyük salonuna yuvarlak bir masa kurdurmuş. Bu kez masanın başına oturmamış. Herkesle aynı sırada yerini almış.
Baş aşçı Narin, bahçıvan Kemal, terzi Sema, müzisyenler, muhafızlar ve temizlik çalışanları salona gelmiş.
Duru önce özür dilemiş. "Sizi dinlemeden karar verdim. Yaşanan sorunların nedeni sizin çalışmamanız değil, benim uyarılarınızı önemsemememdi," demiş.

Sonra şenliği iki gün sonra yeniden düzenlemeyi önermiş. Fakat bu kez planı birlikte hazırlamak istemiş.
Narin, sıcak havaya uygun hafif yemeklerden oluşan bir liste hazırlamış. Yemeklerin hangi saatte yapılacağını da belirtmiş.
Kemal, güneşe dayanıklı çiçekleri seçmiş. Narin çiçekler ise gölgeli salonlarda kullanılacakmış.
Sema, çocuklar için hafif ve rahat kıyafetler tasarlamış. Kıyafetler hem güzel görünecek hem de çocukların özgürce hareket etmesini sağlayacakmış.
İyi bir plan, tek bir kişinin düşüncesinden değil, farklı bilgilerin birleşmesinden doğar.
Muhafızlar giriş ve çıkış yollarını düzenlemiş. Temizlik çalışanları meydanın farklı yerlerine çöp kutuları yerleştirmeyi önermiş. Müzisyenler dinlenme saatlerini plana eklemiş.
Duru her fikri dikkatle dinlemiş. Anlamadığı yerlerde soru sormuş. Karar vermeden önce işi yapacak kişilerin görüşünü almış.
Toplantının sonunda herkes ne yapacağını biliyormuş. Fakat bu kez görevler yalnızca verilmemiş, birlikte planlanmış.
6. Bölüm: Gerçek Bahar Şenliği
Birlikte Hazırlanan Güzel Gün
İki gün sonra Bahar Şenliği yeniden başlamış. Sarayın meydanı güneşe dayanıklı sarı ve turuncu çiçeklerle süslenmiş. Narin çiçekler ise serin salonlarda misafirleri karşılıyormuş.
Yemekler doğru saatlerde hazırlanmış. Taze ekmeklerin kokusu meydana yayılmış. Masalarda çocuklar ve yetişkinler için farklı seçenekler bulunuyormuş.

Dans gösterisi başladığında çocuklar hafif kıyafetleriyle rahatça hareket etmiş. Dönerken, koşarken ve eğilirken hiçbir sorun yaşamamışlar.
Muhafızlar yolları açık tutmuş. Temizlik çalışanları meydanın düzenini korumuş. Müzisyenler de dinlenerek çaldıkları için gün boyunca güzel müzikler sunmuş.
Şenlik boyunca Duru meydanı dolaşmış. Bir sorun çıkıp çıkmadığını sormuş ve ihtiyaç olduğunda yardım etmiş.
Başarı, herkesin emeğinin görüldüğü yerde daha anlamlıdır.
Günün sonunda Kraliçe Selin, Duru'yu sahneye çağırmış. Bütün konuklar genç prensesi alkışlamış.
Duru sahneye tek başına çıkmamış. Saray çalışanlarını da yanına çağırmış.
"Bu şenliği ben hazırlamadım," demiş. "Aşçılar, bahçıvanlar, terziler, müzisyenler, muhafızlar ve diğer bütün çalışanlar birlikte hazırladı. Ben ise onları dinlemeyi öğrendim."
Herkes uzun süre alkışlamış. Saray çalışanları emeklerinin görülmesinden mutlu olmuş. Duru da ilk kez bir başarıyı paylaşmanın ne kadar güzel olduğunu hissetmiş.
7. Bölüm: Duru'nun Yeni Kuralı
Önce Dinle, Sonra Karar Ver
Bahar Şenliği'nden sonra Prenses Duru sarayda yeni bir kural başlatmış. Önemli bir karar verilmeden önce o işi yapan kişilerin görüşü mutlaka sorulacakmış.
Yeni bir yemek hazırlanacaksa aşçılarla, bahçeye yeni çiçekler dikilecekse bahçıvanlarla, çocuklar için kıyafet yapılacaksa terzilerle konuşulacakmış.
Duru haftada bir gün sarayın farklı bir bölümüne gidip çalışanlarla vakit geçirmeye başlamış. Bazen ekmek hamuru hazırlamış, bazen çiçek sulamış, bazen de kumaşları düzenlemiş.
Her işi hemen öğrenememiş. Bazen hata yapmış. Fakat artık hata yaptığında başkasını suçlamak yerine yardım istemiş ve yeniden denemiş.
Gerçek liderlik, en çok konuşmak değil, doğru kişileri dikkatle dinlemektir.

Saray çalışanları da fikirlerini daha rahat paylaşmaya başlamış. Çünkü söylediklerinin dinleneceğini biliyorlarmış.
Güneşli Vadi Krallığı zamanla daha düzenli ve daha mutlu bir yer olmuş. Sorunlar büyümeden konuşuluyor, görevler bilgiye göre paylaşılıyor ve başarılar birlikte kutlanıyormuş.
Prenses Duru büyüdüğünde adaletli ve anlayışlı bir yönetici olmuş. Sarayın yalnızca büyük salonlar ve güzel odalardan oluşmadığını hiç unutmamış.
Çünkü bir sarayı ayakta tutan asıl gücün, her gün sessizce çalışan, bilgisini paylaşan ve görevini özenle yapan insanlar olduğunu öğrenmiş.
Bir sonraki masalı birlikte seçin
Bugün hangi dünyaya gitmek istersiniz? Seçtiğiniz konudaki yayımlanmış masalları keşfedin.
Aileler İçin Bilgi
Ebeveyn Soruları
Masalın ardından çocuğunuza "Duru neden ilk hazırlığında başarısız oldu?", "Saray çalışanlarının işleri neden önemliydi?" ve "Bir işi yapan kişiyi dinlemek neden gerekir?" sorularını yöneltebilirsiniz.
Evde Yapılabilecek Etkinlik
Evde herkesin yaptığı bir görevin neden değerli olduğu üzerine konuşabilirsiniz.
Benzer Masallara Göz Atın
Bir sonraki masalda yine buluşalım
Yeni masalları keşfetmek ve sesli dinlemek için Masal Gemisi Android uygulamasına göz atın.
Google Play’de keşfetBenzer Masallar

Prenses Masalları
Prenses Ada, Prens Aras ve Hapşıran Ejderha
Işıkkale Krallığı, yüz yılda bir düzenlenen Büyük Fener Şenliği'ne hazırlanmaktadır. Ancak sarayın yakınlarında yaşayan genç ejderha Koru, kontrol edemediği ateşli hapşırıklarıyla süslemeleri yanlışlıkla yakar. Bazı danışmanlar Koru'nun krallıktan gönderilmesini isterken Prenses Ada ile Prens Aras, onu suçlamak yerine sorunun nedenini anlamaya çalışır. Koru'nun mağarasındaki parlayan biber çiçeklerinin hapşırıklara yol açtığını keşfeden üç arkadaş, ejderhanın ateşini şenliğin binlerce fenerini yakmak için kullanabilecekleri eğlenceli bir düzenek tasarlar. Böylece Koru, saklamaya çalıştığı özelliğinin doğru kullanıldığında başkalarına ışık olabileceğini öğrenir.

Okul Masalları
Beslenme Çantasını Açmaya Utanan Küçük İlay
Küçük İlay, okula yeni başlayan tatlı ve dikkatli bir çocuktur. Beslenme saatinde çantasını açmaya çekinir çünkü evden getirdiği yiyeceklerin arkadaşlarına garip görüneceğini düşünür. Herkesin aynı şeyleri yediğini sanır ve kendi yemeğiyle alay edilmesinden korkar. Bir gün sınıfta beslenme saati geldiğinde İlay çantasını açmak istemez. Öğretmeni Yelda, onu zorlamadan yanında oturur ve her evin farklı kokuları, tatları ve alışkanlıkları olabileceğini anlatır. Sınıftaki çocuklar çantalarını açınca kimi peynirli sandviç, kimi zeytin, kimi meyve, kimi poğaça, kimi de annesinin yaptığı küçük börekleri getirir. İlay, herkesin beslenmesinin farklı olduğunu ve bunun utanılacak değil, konuşulacak güzel bir çeşitlilik olduğunu fark eder. Sonunda kendi beslenme çantasını açar. Arkadaşları onun yemeğini merak eder ama nazik davranır. İlay, kendi alışkanlıklarından utanmadan sınıfa uyum sağlayabileceğini ve farklılıkların arkadaşlığı güzelleştirdiğini öğrenir.

Arkadaşlık Masalları
Ay'a Mektup Gönderen Çocuk
Arda, yeni taşındığı apartmanda kendisini yalnız hisseden meraklı bir çocuktur. Her gece penceresinden Ay'ı izler ve ona gün içinde yaşadıklarını anlatan mektuplar yazar. Mektupları apartmanın bahçesindeki eski posta kutusuna bırakır. Bir sabah kutuda kendisine yazılmış bir cevap bulur. Cevabın Ay'dan geldiğini düşünür ve mektuplaşmaya devam eder. Gelen cevaplar Arda'nın duygularını anlamasına, arkadaş edinmek için küçük adımlar atmasına ve yalnızlığın utanılacak bir şey olmadığını öğrenmesine yardım eder. Bir süre sonra mektupları yazanın üst katta yalnız yaşayan Kemal Dede olduğunu keşfeder. Kemal Dede, Arda'nın mektuplarını tesadüfen bulduğunu ve kendisinin de konuşacak bir dosta ihtiyaç duyduğunu anlatır. Arda önce şaşırır, sonra gerçek bir dostluğun bazen beklenmedik bir pencereden başlayabileceğini anlar. İkili, apartmandaki çocuklar ve yaşlılar için "Ay Akşamları" adında küçük buluşmalar düzenler.

Uzay Masalları
Kaptan Tombul Panda ve Mars Serası
Gezegenler yolculuğundan dönen Kaptan Tombul Panda, bu kez Mars araştırma merkezinden özel bir görev alır. Ekibiyle birlikte Mars'a gidecek ve gelecekteki araştırmacılar için küçük bir deneme serası kuracaktır. Kaptan Tombul Panda, Tavşan Lila, Robot Piko ve Maymun Momo ile Kırmızı Gezegen'e iner. Mars'ın soğuk havasını, ince atmosferini ve kırmızı topraklarını incelerler. Serayı kurarken toprağın doğrudan bitki yetiştirmeye uygun olmadığını fark ederler. Hazırladıkları özel toprak, su ve ışık sistemiyle tohumları ekerler. Ancak yaklaşan büyük bir toz fırtınası seranın ışık panellerini ve bağlantılarını tehdit eder. Ekip, acele etmek yerine bilimsel verileri inceler, görevleri paylaşır ve serayı güvenli hâle getirir. Fırtına geçtikten sonra ilk küçük filizin çıktığını gören ekip, büyük başarıların sabırla yapılan küçük çalışmalarla başladığını öğrenir.
