6-8 yaş
9 dakika
6 bölüm
Arkadaşlık

Küçük İlay, okulda beslenme çantasını açmaya utanır. Herkesin evinden farklı yiyecekler getirdiğini görünce farklılıklara saygı duymayı ve kendine güvenmeyi öğrenir.
6-8 yaş
9 dakika
6 bölüm
Arkadaşlık
Küçük İlay, okula yeni başlayan tatlı ve dikkatli bir çocuktur. Beslenme saatinde çantasını açmaya çekinir çünkü evden getirdiği yiyeceklerin arkadaşlarına garip görüneceğini düşünür. Herkesin aynı şeyleri yediğini sanır ve kendi yemeğiyle alay edilmesinden korkar. Bir gün sınıfta beslenme saati geldiğinde İlay çantasını açmak istemez. Öğretmeni Yelda, onu zorlamadan yanında oturur ve her evin farklı kokuları, tatları ve alışkanlıkları olabileceğini anlatır. Sınıftaki çocuklar çantalarını açınca kimi peynirli sandviç, kimi zeytin, kimi meyve, kimi poğaça, kimi de annesinin yaptığı küçük börekleri getirir. İlay, herkesin beslenmesinin farklı olduğunu ve bunun utanılacak değil, konuşulacak güzel bir çeşitlilik olduğunu fark eder. Sonunda kendi beslenme çantasını açar. Arkadaşları onun yemeğini merak eder ama nazik davranır. İlay, kendi alışkanlıklarından utanmadan sınıfa uyum sağlayabileceğini ve farklılıkların arkadaşlığı güzelleştirdiğini öğrenir.
Herkesin evinde farklı alışkanlıklar, farklı yiyecekler ve farklı tatlar olabilir. Farklılıklar utanılacak şeyler değil, birbirimizi daha iyi tanımamıza yardım eden güzel ayrıntılardır.

İlay okula yeni başlamış, tatlı ve dikkatli bir çocuktu.
Sınıfını, renkli kalemleri ve bahçedeki büyük ağacı çok sevmişti.
Ama okulda onu biraz düşündüren bir zaman vardı.
Bu zaman beslenme saatiydi.
İlay evden getirdiği beslenme çantasını açarken çekiniyordu.
Çünkü herkesin aynı yiyecekleri getirdiğini sanıyordu.
Kendi çantasında bazen küçük börek, bazen zeytinli ekmek, bazen de annesinin hazırladığı sebzeli sandviç olurdu.
İlay bunları seviyordu ama arkadaşlarının ne düşüneceğini bilmiyordu.
İçinden, "Ya yemeğimi garip bulurlarsa?" diye geçiriyordu.
Bazen sevdiğimiz bir şeyi başkalarına göstermek bile küçük bir cesaret ister.
O gün beslenme saati yaklaşırken İlay çantasını sandalyesinin altına doğru itti.

Zil çalınca çocuklar masalara oturdu.
Herkes beslenme çantasını açmaya başladı.
Sınıfta küçük poşet sesleri, kapak açma sesleri ve neşeli konuşmalar duyuldu.
İlay ise çantasına dokunmadı.
Ellerini dizlerinin üstünde tuttu ve arkadaşlarını izledi.
Yelda Öğretmen, İlay'ın sessiz kaldığını fark etti.
Yanına geldi ve yumuşak bir sesle sordu.
"Beslenme çantanı açmak istemiyor musun?"
İlay başını hafifçe eğdi.
"Yemeğimi garip bulurlar diye korkuyorum," dedi.
Bir endişeyi söylemek, onu tek başımıza taşımaktan daha kolaydır.
Yelda Öğretmen gülümsedi ve İlay'ın yanındaki küçük sandalyeye oturdu.

Yelda Öğretmen sınıfa baktı ve sakin bir sesle konuştu.
"Çocuklar, bugün beslenme çantalarımızdaki farklı yiyeceklere dikkat edelim mi?" diye sordu.
Çocuklar merakla çantalarına baktı.
Mete'nin çantasında peynirli sandviç vardı.
Lina'nın yanında küçük domatesler ve salatalık dilimleri duruyordu.
Ezo, anneannesinin yaptığı küçük poğaçaları getirmişti.
Bora'nın tabağında elma dilimleri vardı.
Aylin ise yanında zeytin ve küçük ekmek parçaları getirmişti.
İlay şaşırdı.
Demek ki herkesin çantasında aynı yiyecekler yoktu.
Her evin farklı kokuları, farklı tatları ve farklı alışkanlıkları olabilir.
Sınıf bir anda küçük ve renkli bir sofra gibi görünmeye başladı.

Yelda Öğretmen, İlay'a döndü.
"Hazır olduğunda çantanı açabilirsin," dedi.
"Kimse bir yiyecekle alay etmemeli. Merak edebiliriz, soru sorabiliriz ama nazik oluruz."
İlay derin bir nefes aldı.
Beslenme çantasının fermuarını yavaşça açtı.
İçinde küçük börekler, birkaç zeytin ve dilimlenmiş armut vardı.
Mete merakla baktı.
"Börekleri kim yaptı?" diye sordu.
İlay önce biraz çekindi, sonra cevap verdi.
"Annem yaptı. Ben sıcak olmasa da yemeyi seviyorum," dedi.
Ezo gülümsedi.
"Ben de anneannemin poğaçasını seviyorum," dedi.
Nazik bir soru, bir arkadaşın kendini daha rahat hissetmesine yardım edebilir.
İlay, kimsenin güleceğini sandığı şeyin aslında güzel bir konuşma başlattığını fark etti.

Yelda Öğretmen o gün küçük bir sınıf kuralı belirledi.
"Bir arkadaşımızın yemeği bize farklı gelebilir," dedi.
"Ama farklı demek kötü demek değildir."
Çocuklar başlarını salladı.
Herkes kendi yemeğini anlatmak isteyen arkadaşını dinledi.
Kimi evde babasıyla sandviç hazırladığını söyledi.
Kimi meyveleri annesiyle birlikte yıkadığını anlattı.
Kimi de sevdiği yiyeceğin ona evini hatırlattığını söyledi.
İlay kendi böreğinden bir lokma aldı.
Bu kez yemeğini rahatça yedi ve gülümsedi.
Farklılıklar, birbirimizi daha iyi tanımamızı sağlayan küçük kapılar gibidir.
Beslenme saati artık İlay için saklanacağı bir zaman değil, arkadaşlarını tanıyacağı sıcak bir okul rutini olmuştu.

Ertesi gün beslenme saati geldiğinde İlay yine biraz heyecanlandı.
Ama bu kez çantasını sandalyesinin altına itmedi.
Fermuarı açtı ve yiyeceklerini masasına yerleştirdi.
O gün yanında peynirli küçük ekmekler ve üzüm vardı.
Arkadaşı Aylin ona, "Üzümlerin çok güzel görünüyor," dedi.
İlay gülümsedi ve teşekkür etti.
Sonra o da arkadaşının yiyeceği hakkında nazik bir soru sordu.
"Bu küçük ekmekleri sen mi seçtin?"
Beslenme masasında güzel bir sohbet başladı.
İlay artık herkesin aynı olmak zorunda olmadığını biliyordu.
Kendimize güvenmek, farklı yanlarımızı saklamadan da arkadaşlarımızla birlikte olabilmektir.
O günden sonra İlay beslenme çantasını daha rahat açtı.
Çünkü okulda her çantanın içinde yalnızca yiyecek değil, bir evin sevgisi, alışkanlığı ve küçük hikayesi de vardı.
Küçük kaptan! Yarın akşamın masalını sen belirle. En çok oy alan masalı yarın 20:30'da yayına alalım!
Masalın ardından çocuğunuza "İlay beslenme çantasını açmaktan neden utandı?", "Sınıftaki çocukların yiyecekleri nasıl farklıydı?" ve "Okulda bir arkadaşının farklı bir yiyeceği olduğunu görürsen ona nasıl nazik davranabilirsin?" sorularını yöneltebilirsiniz.
Birlikte beslenme çantası hazırlarken çocuğunuzun sevdiği bir yiyecek ve denemek istediği küçük bir yeni tat seçebilirsiniz.

Arda, yeni taşındığı apartmanda kendisini yalnız hisseden meraklı bir çocuktur. Her gece penceresinden Ay'ı izler ve ona gün içinde yaşadıklarını anlatan mektuplar yazar. Mektupları apartmanın bahçesindeki eski posta kutusuna bırakır. Bir sabah kutuda kendisine yazılmış bir cevap bulur. Cevabın Ay'dan geldiğini düşünür ve mektuplaşmaya devam eder. Gelen cevaplar Arda'nın duygularını anlamasına, arkadaş edinmek için küçük adımlar atmasına ve yalnızlığın utanılacak bir şey olmadığını öğrenmesine yardım eder. Bir süre sonra mektupları yazanın üst katta yalnız yaşayan Kemal Dede olduğunu keşfeder. Kemal Dede, Arda'nın mektuplarını tesadüfen bulduğunu ve kendisinin de konuşacak bir dosta ihtiyaç duyduğunu anlatır. Arda önce şaşırır, sonra gerçek bir dostluğun bazen beklenmedik bir pencereden başlayabileceğini anlar. İkili, apartmandaki çocuklar ve yaşlılar için "Ay Akşamları" adında küçük buluşmalar düzenler.

Küçük Baykuş Dali, Orman Okulu'na dikkatli dinleyen, sessiz ve meraklı bir öğrencidir. Fakat anlamadığı bir şey olduğunda öğretmenine soru sormaya utanır. Herkesin konuyu anladığını, yalnızca kendisinin anlamadığını düşünür. Bir gün sınıfta tohumların nasıl büyüdüğü anlatılır. Dali, tohumların neden hem suya hem de havaya ihtiyaç duyduğunu tam anlayamaz ama elini kaldırmaz. Bahçede ekim çalışması yapılırken bazı arkadaşlarının da aynı konuyu merak ettiğini fark eder. Öğretmeni Arel, soru sormanın bilmemek değil, öğrenmek istemek olduğunu anlatır. Dali derin bir nefes alır ve aklındaki soruyu açıkça sorar. Öğretmenin cevabı yalnızca Dali'ye değil, bütün sınıfa yardımcı olur. Dali, soru sormanın utanılacak bir şey olmadığını, öğrenmenin cesur ve değerli bir adımı olduğunu keşfeder.

Neşeli Orman'da yaşayan hayvanlar, kimin sesinin daha güçlü olduğunu göstermek için büyük bir ses yarışması düzenler. Aslan, fil, kurbağa, ağaçkakan ve diğer hayvanlar kendi seslerini duyurmak için yarışınca ormanda büyük bir karışıklık çıkar. Kimse kimseyi dinlemez ve hazırlıklar kötü gider. Sessiz ve dikkatli kaplumbağa Mino, yarışmayı kazanmak yerine bütün sesleri bir araya getirerek güzel bir orman müziği hazırlamayı önerir. Başta onun fikrini önemsemeyen hayvanlar, daha sonra birbirlerini dinleyince seslerinin gürültü olmaktan çıkıp güzel bir şarkıya dönüştüğünü görürler.

Çiçek Vadisi'nde yaşayan Pembe Peri Lila hızlı, neşeli ve çok konuşkandır. Mor Peri Mina ise sakin, dikkatli ve güzel fikirler üreten bir peridir. Vadide düzenlenecek Bahar Gösterisi için ikisi de en güzel gösteriyi hazırlamak ister. Önce birbirlerini dinlemeden ayrı ayrı çalışırlar ve hazırlıkları karışır. Daha sonra her birinin farklı bir yeteneği olduğunu fark ederler. Lila'nın enerjisi ile Mina'nın sakin düşünceleri birleşince bütün perilerin katıldığı çok güzel bir gösteri ortaya çıkar.