Masal hakkında · konular ve bölümler
6-8 yaş
Yaklaşık 12 dakika
4 bölüm
Uzay
Okuma süresi dakikada 100 kelime üzerinden yaklaşık hesaplanır; sohbet ve resim molalarıyla uzayabilir.

Genç yıldız kâşifi Mira, zamanı duran gizemli bir gezegeni kurtarmak için robot dostu Tık ile unutulmuş bir gözlemevine doğru yola çıkar.
6-8 yaş
Yaklaşık 12 dakika
4 bölüm
Uzay
Okuma süresi dakikada 100 kelime üzerinden yaklaşık hesaplanır; sohbet ve resim molalarıyla uzayabilir.
Uzay istasyonunda yaşayan Mira, teleskobuyla yaptığı gözlem sırasında haritalarda görünmeyen bir gezegenden yardım sinyali alır. Gezegene indiğinde nehirlerin akmadığını, kuşların gökyüzünde hareketsiz kaldığını ve bütün saatlerin aynı anda durduğunu görür. Mira ve tamir robotu Tık, zamanın yeniden akmasını sağlamak için gezegenin merkezindeki Büyük Zaman Çarkı'nı bulmalıdır. Yolculuk boyunca acele etmek ile doğru karar vermek arasındaki farkı öğrenen Mira, zamanın yalnızca saatlerle değil; anılar, sorumluluklar ve birlikte geçirilen anlarla anlam kazandığını keşfeder.
Zamanı değerli yapan, onun ne kadar hızlı geçtiği değil; onu nasıl kullandığımız ve kimlerle paylaştığımızdır. Büyük sorunlar ise aceleyle değil, dikkatle düşünerek ve birlikte hareket ederek çözülür.
Yıldız Takvimi'nin iki yüz on yedinci yılında, gökyüzünün en parlak bulutsusunun yakınında Döngü-7 adında büyük bir uzay istasyonu varmış. Bu istasyonda yaşayan Mira, yaşıtlarının aksine boş zamanlarını yarış oyunlarıyla değil, eski yıldız haritalarını inceleyerek geçirirmiş. En büyük hayali, daha önce hiç kimsenin görmediği bir gök cismini keşfetmekmiş.
Mira'nın yanında neredeyse her zaman avuç içi büyüklüğündeki tamir robotu Tık bulunurmuş. Tık'ın yuvarlak gövdesinde üç küçük kol, başının üzerinde ise ruh hâline göre renk değiştiren bir ışık varmış. Tık heyecanlandığında ışığı turuncuya, korktuğunda mora, bir sorun çözdüğünde ise parlak yeşile dönermiş.

Bir gece Mira, istasyonun gözlem odasında teleskobunu uzak yıldızlara çevirmiş. Tam kayıtlarını kapatacağı sırada ekranında düzensiz aralıklarla yanıp sönen ince bir sinyal belirmiş. Sinyal, istasyonun resmî haritalarında boş görünen bir bölgeden geliyormuş.
Mira sinyali büyüttüğünde bunun rastgele bir parazit olmadığını anlamış. Üç kısa ışık, iki uzun ışık ve yeniden üç kısa ışık... Eski uzay haberleşme kayıtlarında bu düzenin anlamı çok açıkmış: "Zaman durdu. Yardım edin."
Bazen evrenin en önemli çağrıları, en sessiz sinyallerin içinde saklanır.
Mira hemen araştırma gemisi Pusula'nın kayıt sistemini açmış. Sinyalin geldiği noktaya kısa bir keşif yolculuğu planlamış ve istasyonun nöbetçi yöneticisine bütün verileri göndermiş. Gerekli izin alındığında Tık'ın ışığı turuncuya dönmüş. "Yeni bir gezegen bulma ihtimali yüzde seksen iki," demiş. Mira gülümsemiş: "Geriye kalan yüzde on sekiz de geri dönmemiz için yeterli bir sebep."
Pusula, yıldızların arasından süzülerek bilinmeyen bölgeye ulaşmış. Bir süre sonra karşılarında çevresi soluk mavi halkalarla kaplı, gümüş renkli küçük bir gezegen belirmiş. Gezegenin üzerinde tek bir bulut bile hareket etmiyor, atmosferindeki ışıklar sanki donmuş gibi havada asılı duruyormuş. Mira, bu tuhaf dünyaya Saatküre adını vermiş ve gemiyi dikkatlice yüzeye indirmiş.
Mira ile Tık gemiden çıktıklarında kendilerini beyaz taşlardan yapılmış geniş bir şehrin girişinde bulmuşlar. Şehrin kuleleri ince saat ibrelerine benziyor, yolların kenarında yüzlerce küçük çan asılı duruyormuş. Fakat ne çanlar sallanıyor ne de kulelerdeki saatler ilerliyormuş.
Meydanda gördükleri manzara daha da şaşırtıcıymış. Bir çocuk havaya attığı topu yakalamak için kollarını uzatmış ama top başının üzerinde hareketsiz kalmış. Bir fırıncı tezgâha ekmek koyarken, bir kuş kanatlarını açmış uçarken, çeşmeden akan su ise yere düşmeden havada donmuş.

Mira çevresini dikkatle incelemiş. Şehirdeki canlıların taşlaşmadığını, yalnızca zamanın dışında kaldığını fark etmiş. Tık ölçüm cihazını çalıştırmış ve gezegenin merkezinden düzenli aralıklarla zayıf enerji dalgaları geldiğini söylemiş.
Meydanın ortasında hareket edebilen tek kişi, sırtında kum saati biçiminde bir çanta taşıyan yaşlı bir kadınmış. Kadın kendisini Saat Bekçisi Lora olarak tanıtmış. Zaman durduğunda büyük gözlemevinin altında bulunduğu için donmadan kurtulduğunu anlatmış.
Lora'ya göre Saatküre'nin zamanı, gezegenin derinliklerinde dönen Büyük Zaman Çarkı sayesinde akıyormuş. Çark, geçmişin anıları, bugünün seçimleri ve geleceğin umutlarıyla çalışan üç ayrı çekirdeğe bağlıymış. Ancak birkaç gün önce çekirdeklerden biri sönmüş, ardından bütün çark durmuş.
Zaman yalnızca ileri gitmez; hatırladıklarımızı, yaptıklarımızı ve hayal ettiklerimizi birbirine bağlar.
Mira, çarka nasıl ulaşabileceklerini sormuş. Lora, şehrin kuzeyindeki Unutulmuş Gözlemevi'ni göstermiş. Çarkın kapısını açan anahtar orada saklanıyormuş. Fakat gözlemevine giden yol, zamanın bozulmasıyla ortaya çıkan Yankı Koridoru'ndan geçiyormuş.
Yankı Koridoru, iki siyah dağın arasından geçen dar ve uzun bir geçitmiş. Koridorun duvarları ayna gibi parlıyor, yürüyenlerin görüntülerini yüzlerce kez çoğaltıyormuş. Mira ilk adımını attığında duvarlardan kendi sesi duyulmuş: "Bu yolculuğa çıkmamalıydın."
Bir sonraki aynada Mira, geçmişte yaptığı bir hatayı görmüş. Bir bilim yarışmasında acele ettiği için ölçümlerini kontrol etmeden deneyini çalıştırmış ve hazırladığı düzenek bozulmuş. Aynadaki görüntü tekrar tekrar aynı anı gösteriyor, Mira'nın kendisini başarısız hissetmesine neden oluyormuş.
Tık'ın ışığı mora dönmüş. Robot, aynaların yalnızca olumsuz anıları seçtiğini fark etmiş. Mira çantasındaki mavi kristali çıkarmış. Kristal parladığında bozuk deneyin devamında yaşananlar da görünmüş. Mira hatasını kabul etmiş, düzeni yeniden kurmuş ve sonraki yarışmada başarılı olmuş.

Geçmişte yaptığımız hatalar, orada kalmamız için değil; daha doğru adımlar atmamız için vardır.
Koridorun ortasına geldiklerinde aynalar bu kez geleceği göstermeye başlamış. Mira, Saatküre'yi kurtaramadığını, şehirdeki herkesin sonsuza kadar hareketsiz kaldığını görmüş. Başka bir aynada ise kendisinin uzay istasyonuna dönemediği bir gelecek belirmiş.
Mira'nın kalbi hızla çarpmış. Hemen koşarak koridordan çıkmak istemiş ama Tık onu durdurmuş. Robot, hızlı hareket ettikçe görüntülerin çoğaldığını tespit etmiş. Mira gözlerini kapatıp birkaç kez derin nefes almış. Ardından mor kristali avucunda tutmuş.
Kristal parladığında aynalardaki görüntüler bulanıklaşmış. Mira geleceğin henüz gerçekleşmediğini anlamış. Gördükleri yalnızca olasılıklarmış. Hangi olasılığın gerçeğe dönüşeceğini ise bugünkü kararları belirleyecekmiş.
Koridorun son kapısında altın renkli büyük bir saat bulunuyormuş. Saatin üzerinde üç düğme varmış: "Hızlı", "Yavaş" ve "Doğru An". Mira önce hızlı düğmesine uzanmış. Zaman kaybetmek istemiyormuş. Fakat sonra yol boyunca öğrendiklerini düşünmüş ve "Doğru An" düğmesine basmış.
Mira, mavi, altın ve mor kristalleri haritadaki yuvalara yerleştirmiş. Gözlemevinin zemini titremiş ve haritanın ortasında aşağıya doğru uzanan döner bir merdiven açılmış. Mira ile Tık merdivenlerden inerek gezegenin merkezindeki dev makine odasına ulaşmışlar.
Odanın ortasında bir şehir büyüklüğünde, iç içe geçmiş halkalardan oluşan Büyük Zaman Çarkı duruyormuş. Halkaların üzerinde anılar, isimler, tarihler ve henüz gerçekleşmemiş hayaller ışık yazıları hâlinde akıyormuş. Fakat çarkın üç çekirdeğinden altın renkli olanı tamamen kararmış.
Tık yaptığı incelemede çekirdeğin bozulmadığını, yalnızca enerjisinin tükendiğini söylemiş. Altın çekirdek bugünü temsil ediyormuş ve gezegen halkı uzun zamandır geçmişteki başarılarıyla övünüp gelecekte yapacaklarını konuşurken yaşadıkları anı önemsemeyi unutmuş.

Mira çekirdeği yeniden çalıştırmak için hangi enerjinin gerektiğini düşünmüş. Yanında güçlü bir pil, yedek bir motor ve geminin enerji kapsülleri varmış. Fakat çark bunların hiçbirine tepki vermemiş. Tam umudunu kaybedecekken Tık, çekirdeğin üzerinde beliren cümleyi okumuş: "Bugün için değerli olan bir an paylaşın."
Mira, Tık ile çıktıkları yolculuğu düşünmüş. Korkmalarına rağmen birbirlerini yalnız bırakmadıklarını, koridorda acele etmek yerine birlikte çözüm aradıklarını hatırlamış. Elini altın çekirdeğin üzerine koymuş ve Tık'a dönmüş. "Bu yolculuğun en değerli yanı gezegeni bulmam değil," demiş. "Onu seninle birlikte kurtarmaya çalışmam."
Tık'ın başındaki ışık parlak yeşile dönüşmüş. Robot da küçük metal elini Mira'nın elinin üzerine koymuş. O anda altın çekirdek sıcak bir ışıkla yanmaya başlamış. Büyük Zaman Çarkı önce yavaşça, ardından güçlü ve düzenli bir sesle dönmüş.
Zamanı değerli yapan saatler değil, o saatlerin içinde paylaştığımız anlardır.
Bugün hangi dünyaya gitmek istersiniz? Seçtiğiniz konudaki yayımlanmış masalları keşfedin.
Masalın ardından çocuğunuza "Zaman bir günlüğüne dursaydı ne yapmak isterdin?", "Mira neden hemen harekete geçmek yerine önce çevresini inceledi?" ve "Sence zamanı iyi kullanmak ne demektir?" sorularını yöneltebilirsiniz.
Günlük sorumluluklar ile dinlenme ve sevdiklerimizle vakit geçirme arasındaki denge üzerine konuşabilirsiniz.
Yeni masalları keşfetmek ve sesli dinlemek için Masal Gemisi Android uygulamasına göz atın.
Google Play’de keşfet
Uzay Masalları
Kaptan Tombul Panda, pilot Mavi, mühendis Pati ve gözlemci Mina ile birlikte Uzay Fındığı adlı gemiye biner. Amaçları Güneş Sistemi'ndeki sekiz gezegeni yakından gözlemlemek ve her gezegen hakkında doğru bilgiler toplamaktır. Ekip, Güneş'e yakın kayalık gezegenlerden dev gaz gezegenlerine kadar uzanan yolculukta sıcaklık, halkalar, uydular, rüzgârlar ve su hakkında yeni bilgiler öğrenir. Yolculuğun sonunda Dünya'nın neden özel olduğunu daha iyi anlar ve onu korumanın herkesin sorumluluğu olduğunu fark eder.

Uzay Masalları
Gezegenler yolculuğundan dönen Kaptan Tombul Panda, bu kez Mars araştırma merkezinden özel bir görev alır. Ekibiyle birlikte Mars'a gidecek ve gelecekteki araştırmacılar için küçük bir deneme serası kuracaktır. Kaptan Tombul Panda, Tavşan Lila, Robot Piko ve Maymun Momo ile Kırmızı Gezegen'e iner. Mars'ın soğuk havasını, ince atmosferini ve kırmızı topraklarını incelerler. Serayı kurarken toprağın doğrudan bitki yetiştirmeye uygun olmadığını fark ederler. Hazırladıkları özel toprak, su ve ışık sistemiyle tohumları ekerler. Ancak yaklaşan büyük bir toz fırtınası seranın ışık panellerini ve bağlantılarını tehdit eder. Ekip, acele etmek yerine bilimsel verileri inceler, görevleri paylaşır ve serayı güvenli hâle getirir. Fırtına geçtikten sonra ilk küçük filizin çıktığını gören ekip, büyük başarıların sabırla yapılan küçük çalışmalarla başladığını öğrenir.

Prenses Masalları
Işıkkale Krallığı, yüz yılda bir düzenlenen Büyük Fener Şenliği'ne hazırlanmaktadır. Ancak sarayın yakınlarında yaşayan genç ejderha Koru, kontrol edemediği ateşli hapşırıklarıyla süslemeleri yanlışlıkla yakar. Bazı danışmanlar Koru'nun krallıktan gönderilmesini isterken Prenses Ada ile Prens Aras, onu suçlamak yerine sorunun nedenini anlamaya çalışır. Koru'nun mağarasındaki parlayan biber çiçeklerinin hapşırıklara yol açtığını keşfeden üç arkadaş, ejderhanın ateşini şenliğin binlerce fenerini yakmak için kullanabilecekleri eğlenceli bir düzenek tasarlar. Böylece Koru, saklamaya çalıştığı özelliğinin doğru kullanıldığında başkalarına ışık olabileceğini öğrenir.

Macera Masalları
Lina, bir gece yaşlı çınarın kökleri arasında gökyüzünden düşmüş parlayan bir tohum bulur. Tohumun gün doğmadan önce Yüksek Tepe'deki Yıldız Ağacı'na ulaştırılması gerekmektedir. Sincap Fındık ve mavi kanatlı kuş Mavi ile yola çıkan Lina; fısıldayan bir dereyi geçer, karanlık bir vadide korkularıyla yüzleşir ve yardıma ihtiyaç duyan bir kirpi ailesini kurtarır. Yolculuğun sonunda yıldız tohumunun yalnızca suyla değil, cesaret, dayanışma ve iyilikle büyüdüğünü keşfeder.
Lora, Mira'ya üç küçük kristal vermiş. Mavi kristal geçmişi, altın kristal bugünü, mor kristal ise geleceği temsil ediyormuş. "Koridorda gördüğün her şeye inanma," demiş. "Zaman bazen bize gerçeği değil, görmekten korktuğumuz şeyi gösterir." Mira kristalleri çantasına koymuş ve Tık ile birlikte kuzeye doğru yola çıkmış.
En hızlı karar her zaman en doğru karar değildir; bazen bir an durup düşünmek, bizi hedefimize daha çabuk ulaştırır.
Kapı sessizce açılmış. Karşılarında yıldızlarla kaplı kubbesi çatlamış büyük bir gözlemevi duruyormuş. Tavanın ortasından süzülen ışık, zemindeki dairesel bir haritayı aydınlatıyormuş. Haritanın merkezinde, Büyük Zaman Çarkı'nın anahtarına benzeyen üç boş yuva varmış.
Çark döndükçe gezegenin nehirleri yeniden akmış, çanlar sallanmış ve gökyüzündeki kuşlar kanat çırpmaya devam etmiş. Meydandaki çocuk havaya attığı topu yakalamak için kollarını uzatmış, fırıncı ekmeğini tezgâha bırakmış ve çeşmenin suyu yeniden yere dökülmüş.
Mira ile Tık şehre döndüklerinde Saat Bekçisi Lora onları meydanda bekliyormuş. Şehir halkı, zamanın neden durduğunu öğrenince her gün bir süreliğine işlerini bırakıp aileleriyle, arkadaşlarıyla ve kendileri için önemli olan şeylerle ilgilenmeye karar vermiş.
Mira uzay istasyonuna döndüğünde Saatküre'yi yıldız haritalarına eklemiş. Keşif raporunun sonuna ise şu notu yazmış: "Bir gezegenin saatlerini yeniden çalıştırmak mümkündür. Fakat zamanı gerçekten korumak için her günü dikkatle yaşamak gerekir." O günden sonra Mira gökyüzünü araştırmaya devam etmiş ama teleskobundan uzaklaşıp sevdikleriyle vakit geçirmeyi de hiç unutmamış.