Masal hakkında · konular ve bölümler
6-8 yaş
Yaklaşık 12 dakika
4 bölüm
Doğa
Okuma süresi dakikada 100 kelime üzerinden yaklaşık hesaplanır; sohbet ve resim molalarıyla uzayabilir.

Lina, ormanda bulduğu ışığını kaybetmek üzere olan yıldız tohumunu kurtarmak için dostlarıyla büyülü bir yolculuğa çıkar.
6-8 yaş
Yaklaşık 12 dakika
4 bölüm
Doğa
Okuma süresi dakikada 100 kelime üzerinden yaklaşık hesaplanır; sohbet ve resim molalarıyla uzayabilir.
Lina, bir gece yaşlı çınarın kökleri arasında gökyüzünden düşmüş parlayan bir tohum bulur. Tohumun gün doğmadan önce Yüksek Tepe'deki Yıldız Ağacı'na ulaştırılması gerekmektedir. Sincap Fındık ve mavi kanatlı kuş Mavi ile yola çıkan Lina; fısıldayan bir dereyi geçer, karanlık bir vadide korkularıyla yüzleşir ve yardıma ihtiyaç duyan bir kirpi ailesini kurtarır. Yolculuğun sonunda yıldız tohumunun yalnızca suyla değil, cesaret, dayanışma ve iyilikle büyüdüğünü keşfeder.
Cesaret, hiç korkmamak değil; korktuğumuz hâlde doğru olanı yapmaya devam etmektir. Paylaşılan iyilik ise küçücük bir tohum gibi büyüyerek çevremizi aydınlatır.
Bir varmış, bir yokmuş. Uzak mı uzak, yemyeşil ağaçlarla çevrili küçük bir köyde Lina adında meraklı bir çocuk yaşarmış. Lina gündüzleri bahçedeki çiçeklerle ilgilenir, geceleri ise penceresinin önüne oturup yıldızları izlermiş. Ona göre gökyüzündeki her yıldızın anlatacak farklı bir hikâyesi varmış.
Bir gece ay, ormanın üzerine gümüş renkli bir örtü sermiş. Lina tam yatağına girecekken bahçenin ilerisinde küçük bir ışığın yanıp söndüğünü fark etmiş. Işık bir ateş böceği gibi uçmuyor, toprağın üzerinde usulca parlıyormuş. Lina hırkasını giyip el fenerini almış ve ışığın gelen yere doğru yürümüş.
Işık, ormanın kıyısındaki yaşlı çınar ağacının kökleri arasından geliyormuş. Lina eğilip baktığında ceviz büyüklüğünde, altın renkli bir tohum görmüş. Tohumun üzerinde minicik yıldız şekilleri varmış. Lina onu avucuna aldığı anda tohum sıcak ve yumuşak bir ışıkla parlamaya başlamış.
Tam o sırada ağacın dallarından ince bir ses duyulmuş: "Onu dikkatli tut!" Lina başını kaldırınca kırmızı atkılı küçük bir sincap görmüş. Sincap hızla ağaçtan inip kendisini tanıtmış. Adı Fındık'mış ve ormandaki ağaçların tohumlarını korumakla görevliymiş.

Fındık, Lina'nın avucundaki şeyin sıradan bir tohum olmadığını anlatmış. Bu, gökyüzündeki Yıldız Ağacı'ndan düşen son yıldız tohumuymuş. Gün doğmadan önce Yüksek Tepe'deki eski ağacın köklerine dikilmezse ışığını tamamen kaybedecekmiş.
Bazen küçücük bir ışığı korumak, bütün gökyüzünü korumak demektir.
Lina önünde uzanan karanlık ormana bakmış. Yüksek Tepe'ye giden yolun uzun ve zorlu olduğunu biliyormuş. Yine de avucundaki tohumun ışığının giderek azaldığını görünce kararını vermiş. "Onu yalnız bırakmayacağım," demiş. Fındık da kuyruğunu sevinçle sallamış. Böylece ikisi, yıldız tohumunu kurtarmak için gece yolculuğuna başlamış.
Lina ile Fındık, ay ışığının aydınlattığı dar patikadan ilerlemişler. Geceleri ormandaki her ses daha güçlü duyuluyormuş. Yapraklar birbirleriyle fısıldaşıyor, dalların gölgeleri yerde dans ediyor, uzaktaki baykuşların sesleri ağaçların arasında yankılanıyormuş.
Bir süre sonra önlerine geniş bir dere çıkmış. Derenin üzerindeki eski tahta köprü, önceki gün yağan şiddetli yağmurda yıkılmış. Fındık karşı kıyıya atlamayı denemiş ama aradaki mesafe çok uzakmış. Lina suyun akışına bakarak başka bir geçit aramış fakat derenin iki yanı da yüksek kayalarla çevriliymiş.
O sırada mavi kanatlı küçük bir kuş, yakındaki söğüt ağacının dalına konmuş. Kuşun adı Mavi'ymiş. Fındık ona yıldız tohumunu ve Yüksek Tepe'ye ulaşmaları gerektiğini anlatmış. Mavi, "Derenin karşısına geçmenin bir yolu var ama önce suyun söylediği şarkıyı dinlemelisiniz," demiş.
Lina derenin kenarına oturup gözlerini kapatmış. Önce yalnızca suyun şırıltısını duymuş. Bir süre sonra seslerin belirli bir düzenle tekrarlandığını fark etmiş: üç hızlı şırıltı, bir yavaş şırıltı ve ardından yeniden üç hızlı şırıltı. Lina, suyun ritmine uygun biçimde kıyıdaki taşlara basmaya başlamış.
Lina üç küçük adım atıp bir büyük adım attığında suyun altından düz bir taş yükselmiş. Aynı hareketi tekrar ettiğinde ikinci bir taş daha ortaya çıkmış. Böylece derenin üzerinde gizli bir taş yol oluşmuş. Fındık ve Mavi de Lina'yı takip ederek güvenle karşı kıyıya geçmişler.

Doğa çoğu zaman konuşur; onu duyabilmek için sabırla ve dikkatle dinlemek gerekir.
Mavi, onların cesaretinden etkilenmiş ve Yüksek Tepe'ye kadar yol arkadaşları olmaya karar vermiş. Artık Fındık patikayı buluyor, Mavi yukarıdan çevreyi gözlüyor, Lina ise yıldız tohumunu iki eliyle dikkatlice taşıyormuş. Üç yeni dost, derenin ardındaki Karanlık Vadi'ye doğru ilerlemeye başlamış.
Lina, Fındık ve Mavi Karanlık Vadi'ye girdiklerinde ay büyük bulutların arkasına saklanmış. Patika neredeyse görünmez olmuş. Kayaların arasından geçen rüzgâr derin bir ıslık sesi çıkarıyor, kuru dallar birbirine çarparak ürkütücü sesler oluşturuyormuş.
Fındık, Lina'nın omzuna tırmanıp karanlıktan korktuğunu fısıldamış. Mavi de güçlü rüzgârda uçmakta zorlandığını söylemiş. Lina'nın da dizleri hafifçe titriyormuş. Yine de yıldız tohumunun solgun ışığına bakıp derin bir nefes almış.
Cesur olmak hiç korkmamak değildir. Korktuğumuz hâlde doğru olanı yapmaya devam etmektir.
Üç arkadaş birbirine yaklaşarak yürümeye devam etmiş. Lina tohumu yukarı kaldırmış ve tohumun ışığı önlerindeki birkaç adımı aydınlatmış. Tam vadinin ortasına geldiklerinde rüzgârın yuvarladığı büyük bir kaya patikanın önünü kapatmış.
Lina kayayı itmeye çalışmış ama kaya hiç kıpırdamamış. Fındık küçük pençeleriyle, Mavi de gagasıyla ona yardım etmiş fakat yine de başarılı olamamışlar. Lina çevresine dikkatle bakınca kayanın altında uzun ve sağlam bir dal görmüş. Dalı kayanın altına yerleştirip düz bir taşı destek olarak kullanmışlar.
Üçü aynı anda dala bastığında kaya önce hafifçe sallanmış, ardından yolun kenarına doğru yuvarlanmış. Fakat kayanın arkasında rüzgârdan korunmaya çalışan küçük bir kirpi ailesi varmış. Kirpiler yollarını kaybetmiş ve korkudan birbirlerine sokulmuşlar.
Lina gün doğmadan tepeye ulaşmaları gerektiğini biliyormuş ama kirpileri orada bırakamamış. Hırkasını yavru kirpilerin üzerine örtmüş. Mavi yukarıdan güvenli bir mağara bulmuş, Fındık da kirpi ailesine yolu göstermiş. Kirpiler mağaraya ulaştığında yıldız tohumu birden yeniden güçlenerek parlamış.
Mavi, tohumun neden yeniden parladığını merak etmiş. Lina gülümseyerek yıldız tohumlarının yalnızca gökyüzünün ışığıyla değil, yapılan iyiliklerle de beslendiğini söylemiş. Üç arkadaş o anda yolculuklarının yalnızca bir tohumu taşımaktan ibaret olmadığını anlamışlar.
Üç arkadaş tepenin zirvesine ulaştığında doğu tarafındaki gökyüzü açık maviye dönmeye başlamış. Güneşin doğmasına çok az kalmış. Tepenin ortasında yaprakları dökülmüş, ince ve kuru bir ağaç duruyormuş. Ağacın dalları gökyüzüne uzanıyor ancak üzerinde tek bir tomurcuk bile bulunmuyormuş.
Fındık bunun Yıldız Ağacı olduğunu söylemiş. Yıldız tohumunun ağacın köklerinin yanına dikilmesi gerekiyormuş. Lina hemen toprağı kazmaya başlamış fakat tepenin toprağı çok sertmiş. Mavi gagasıyla küçük taşları kenara taşımış, Fındık da pençeleriyle toprağı eşelemiş.
Uzun uğraşların ardından küçük bir çukur açmayı başarmışlar. Lina yıldız tohumunu dikkatlice çukura yerleştirip üzerini toprakla kapatmış. Üç arkadaş heyecanla beklemiş fakat hiçbir şey olmamış. Üstelik tohumun ışığı tamamen sönmüş.
Mavi üzgün bir sesle geç kalmış olabileceklerini söylemiş. Lina ise toprağın üzerine ellerini koymuş. "Bu tohumu buraya kadar birlikte getirdik. Dereyi dinledik, karanlık vadiden geçtik ve yardıma ihtiyacı olanları yalnız bırakmadık. Şimdi pes edemeyiz," demiş.
Mavi gagasında taşıdığı birkaç damla dere suyunu toprağın üzerine bırakmış. Fındık, küçük kabında sakladığı yağmur suyunu dökmüş. Lina da matarasındaki son suyu tohuma vermiş. Ardından üçü ağacın çevresinde el ele vererek sessizce beklemişler.
Önce toprağın altında hafif bir kıpırtı olmuş. Ardından ince, altın renkli bir filiz yüzeye çıkmış. Filiz hızla büyümüş, gövdesi Lina'nın boyunu geçmiş ve dalları gökyüzüne doğru uzanmış. Her dalın ucunda bir yıldız gibi parlayan çiçekler açmış.
Çiçeklerden yükselen ışık gökyüzündeki karanlık boşluğa ulaşmış. Bir anda yüzlerce küçük yıldız yeniden parlamaya başlamış. Güneş doğarken ağacın dallarından süzülen küçük bir ışık Lina'nın avucuna konmuş ve altın renkli, yıldız biçiminde bir yaprağa dönüşmüş.
Paylaşılan iyilik, toprağa ekilen bir tohum gibi büyür ve hiç beklemediğimiz yerleri aydınlatır.
Bugün hangi dünyaya gitmek istersiniz? Seçtiğiniz konudaki yayımlanmış masalları keşfedin.
Masalın ardından çocuğunuza "Lina korkmasına rağmen neden yoluna devam etti?", "Sen yıldız tohumunu bulsaydın ne yapardın?" ve "Bir arkadaşına yardım ettiğinde nasıl hissediyorsun?" sorularını yöneltebilirsiniz.
Ayrıca doğayı korumak için günlük hayatta yapılabilecek küçük iyilikler üzerine konuşabilirsiniz.
Yeni masalları keşfetmek ve sesli dinlemek için Masal Gemisi Android uygulamasına göz atın.
Google Play’de keşfet
Uzay Masalları
Gezegenler yolculuğundan dönen Kaptan Tombul Panda, bu kez Mars araştırma merkezinden özel bir görev alır. Ekibiyle birlikte Mars'a gidecek ve gelecekteki araştırmacılar için küçük bir deneme serası kuracaktır. Kaptan Tombul Panda, Tavşan Lila, Robot Piko ve Maymun Momo ile Kırmızı Gezegen'e iner. Mars'ın soğuk havasını, ince atmosferini ve kırmızı topraklarını incelerler. Serayı kurarken toprağın doğrudan bitki yetiştirmeye uygun olmadığını fark ederler. Hazırladıkları özel toprak, su ve ışık sistemiyle tohumları ekerler. Ancak yaklaşan büyük bir toz fırtınası seranın ışık panellerini ve bağlantılarını tehdit eder. Ekip, acele etmek yerine bilimsel verileri inceler, görevleri paylaşır ve serayı güvenli hâle getirir. Fırtına geçtikten sonra ilk küçük filizin çıktığını gören ekip, büyük başarıların sabırla yapılan küçük çalışmalarla başladığını öğrenir.

Prenses Masalları
Işıkkale Krallığı, yüz yılda bir düzenlenen Büyük Fener Şenliği'ne hazırlanmaktadır. Ancak sarayın yakınlarında yaşayan genç ejderha Koru, kontrol edemediği ateşli hapşırıklarıyla süslemeleri yanlışlıkla yakar. Bazı danışmanlar Koru'nun krallıktan gönderilmesini isterken Prenses Ada ile Prens Aras, onu suçlamak yerine sorunun nedenini anlamaya çalışır. Koru'nun mağarasındaki parlayan biber çiçeklerinin hapşırıklara yol açtığını keşfeden üç arkadaş, ejderhanın ateşini şenliğin binlerce fenerini yakmak için kullanabilecekleri eğlenceli bir düzenek tasarlar. Böylece Koru, saklamaya çalıştığı özelliğinin doğru kullanıldığında başkalarına ışık olabileceğini öğrenir.

Uzay Masalları
Uzay istasyonunda yaşayan Mira, teleskobuyla yaptığı gözlem sırasında haritalarda görünmeyen bir gezegenden yardım sinyali alır. Gezegene indiğinde nehirlerin akmadığını, kuşların gökyüzünde hareketsiz kaldığını ve bütün saatlerin aynı anda durduğunu görür. Mira ve tamir robotu Tık, zamanın yeniden akmasını sağlamak için gezegenin merkezindeki Büyük Zaman Çarkı'nı bulmalıdır. Yolculuk boyunca acele etmek ile doğru karar vermek arasındaki farkı öğrenen Mira, zamanın yalnızca saatlerle değil; anılar, sorumluluklar ve birlikte geçirilen anlarla anlam kazandığını keşfeder.

Peri Masalları
Çiçek Vadisi'nde yaşayan Peri Lila, kışın bitmesini beklemekten sıkılır. Bahar şenliğinin hemen başlamasını istediği için sihrini kullanarak bütün çiçekleri zamanından önce açtırır. Vadi kısa süre içinde çok güzel görünür. Fakat gece hava yeniden soğur ve narin çiçekler zarar görmeye başlar. Lila önce hatasını saklamak ister. Daha sonra Mor Peri Mina ve bahçıvan arı Bal ile birlikte çiçekleri korumaya çalışır. Lila, iyi niyetin tek başına yeterli olmadığını, doğayı dikkatle dinlemek ve doğru zamanı beklemek gerektiğini öğrenir.

Gerçek cesaret, acelemiz olsa bile yardıma ihtiyacı olanları görmezden gelmemektir.
Kirpi ailesi onlara teşekkür etmiş. Aynı anda bulutlar yavaşça dağılmış ve ay yeniden ortaya çıkmış. Ayın ışığı vadinin sonundaki Yüksek Tepe'yi aydınlatmış. Lina, Fındık ve Mavi hedeflerinin artık çok yakın olduğunu görerek adımlarını hızlandırmışlar.

Lina, Fındık ve Mavi tepenin üzerinden uyanan ormanı izlemişler. Kuşlar şarkı söylüyor, dere neşeyle akıyor, yaprakların üzerindeki çiy damlaları parlıyormuş. O günden sonra ormanda her iyilik yapıldığında Yıldız Ağacı'nın dallarında yeni bir çiçek açmış.
Lina her gece penceresinden gökyüzüne baktığında arkadaşlarıyla birlikte kurtardıkları yıldızları görürmüş. Artık dünyanın en güçlü ışığının yalnızca gökyüzünden gelmediğini biliyormuş. En parlak ışık; cesur, merhametli ve yardımsever kalplerin içinde doğarmış.