Masal hakkında · konular ve bölümler
6-8 yaş
Yaklaşık 6 dakika
5 bölüm
Paylaşma
Okuma süresi dakikada 100 kelime üzerinden yaklaşık hesaplanır; sohbet ve resim molalarıyla uzayabilir.

Küçük Tilki Vira, yeni aldığı renkli kalemleri kimseyle paylaşmak istemez. Sınıfta yapılan ortak resim çalışmasında paylaşmanın birlikte daha güzel şeyler üretmek olduğunu öğrenir.
6-8 yaş
Yaklaşık 6 dakika
5 bölüm
Paylaşma
Okuma süresi dakikada 100 kelime üzerinden yaklaşık hesaplanır; sohbet ve resim molalarıyla uzayabilir.
Küçük Tilki Vira, okulun ilk haftasında yeni renkli kalemleriyle sınıfa gelir. Kalemleri çok güzel ve pırıl pırıldır. Vira kalemlerinin kaybolmasından, kırılmasından ya da tükenmesinden korktuğu için onları kimseyle paylaşmak istemez. Öğretmen Ferah sınıfta büyük bir ortak orman resmi yapılacağını söyler. Her çocuk resme kendi fikrini ve rengini ekleyecektir. Vira yalnızca kendi bölümünü boyamak ister ve kalemlerini kutusunda saklar. Ancak resmin bazı bölümleri renksiz kalır. Arkadaşları farklı renkler ekledikçe gökyüzü, çiçekler, ağaçlar ve hayvanlar daha canlı görünmeye başlar. Vira, arkadaşlarının da kalemlere özen gösterebileceğini ve paylaşmanın eşyayı kaybetmek değil, birlikte daha güzel bir şey ortaya çıkarmak olduğunu fark eder. Kalemlerini kurallı ve dikkatli biçimde paylaşır. Günün sonunda resim sınıfın en güzel köşesine asılır ve Vira paylaşmanın hem arkadaşlığı hem de üretmenin sevincini büyüttüğünü öğrenir.
Paylaşmak, sevdiğimiz eşyaları önemsememek değildir. Onları özen göstererek paylaşmak, arkadaşlıkları güçlendirir ve birlikte daha güzel işler yapmamızı sağlar.

Orman Okulu'nda yeni dönem başlamıştı.
Sınıfın pencerelerine temiz perdeler asılmış, masalara yeni defterler konmuş ve duvarlara boş resim kâğıtları yerleştirilmişti.
Küçük Tilki Vira o sabah okula yeni kalem kutusuyla geldi.
Kutunun içinde kırmızı, mavi, sarı, yeşil, mor ve turuncu kalemler vardı.
Kalemlerin uçları düzgün açılmıştı. Gövdeleri parlak ve tertemizdi.
Vira onları çantasından çıkarınca gözleri sevinçle parladı.
Yan sırada oturan küçük sincap Oya kalemlere bakıp gülümsedi.
"Mor kalemin çok güzelmiş," dedi. "Birazdan resimde kullanabilir miyim?"
Vira kalem kutusunu hemen kendine doğru çekti.
"Bilmiyorum," dedi. "Bunlar henüz çok yeni."
Sevdiğimiz bir eşyayı paylaşmak bazen zor gelebilir.
Vira kalemlerinin kırılmasından, kaybolmasından ya da çabuk bitmesinden korkuyordu.

Öğretmen Ferah sınıfa büyük bir kâğıt getirdi.
Kâğıt neredeyse masanın tamamını kaplıyordu.
"Bugün birlikte büyük bir orman resmi yapacağız," dedi.
"Herkes resme kendi fikrini, kendi rengini ve kendi emeğini ekleyecek."
Çocuklar çok sevindi.
Oya gökyüzüne mor bulutlar çizmek istedi.
Küçük tavşan Benu çimenlerin arasına sarı çiçekler eklemeyi düşündü.
Minik ayı Kavi ise kocaman bir ağaç gövdesi çizmek istedi.
Vira kendi bölümüne kırmızı bir tilki yuvası çizmeye başladı.
Arkadaşları ara sıra Vira'dan farklı renklerde kalemler istedi ama Vira kutusunu kapalı tuttu.
Ortak bir çalışma, herkesin katkısıyla büyür.
Bir süre sonra resmin bazı yerleri çok renkli, bazı yerleri ise boş ve soluk görünmeye başladı.

Oya kendi kalemleriyle bulut çizmeye çalıştı ama mor rengi yoktu.
Benu'nun sarı kalemi bitmek üzereydi. Çiçeklerin yarısı renksiz kaldı.
Kavi ağacın gövdesini çizdi ama yapraklar için yeşil renge ihtiyaç duydu.
Vira'nın kutusunda bütün bu renkler vardı.
Fakat Vira kalemlerini çıkarmadı.
İçinden, "Ya biri kalemimi çok bastırırsa? Ya kapağını açık bırakırsa? Ya geri vermezse?" diye geçirdi.
Öğretmen Ferah Vira'nın sessizleştiğini fark etti.
Yanına yaklaşıp yumuşak bir sesle, "Kalemlerini paylaşmak istememenin bir nedeni var mı?" diye sordu.
Vira başını eğdi ve kalemlerine zarar gelmesinden korktuğunu söyledi.
Bir şeyi paylaşmak istemediğimizde bunun arkasında bir korku ya da endişe olabilir.
Öğretmen Ferah, Vira'nın kalemlerini önemsediğini anladı ve bunun yanlış olmadığını söyledi.

Öğretmen Ferah sınıfa küçük bir öneri sundu.
"Bir eşyayı paylaşırken ona nasıl özen göstereceğimizi konuşabiliriz," dedi.
Çocuklar hep birlikte kurallar belirledi.
Kalemi isteyen kişi önce izin isteyecekti.
Kalem çok bastırılmadan kullanılacaktı.
İş bitince kapağı kapatılacak ve sahibine geri verilecekti.
Vira bu kuralları duyunca biraz rahatladı.
Önce mor kalemini Oya'ya verdi.
Oya kalemi dikkatle tuttu, bulutlarını boyadı ve kapağını kapatarak geri verdi.
Sonra Vira sarı kalemini Benu'ya, yeşil kalemini Kavi'ye verdi.
Paylaşmak, eşyamıza değer vermeyi bırakmak değildir. Özenle paylaşmayı öğrenmektir.
Vira kalemlerinin geri geldiğini ve arkadaşlarının onlara dikkat ettiğini görünce içindeki endişe azaldı.

Kısa süre içinde büyük orman resmi değişmeye başladı.
Oya'nın mor bulutları gökyüzünü yumuşak gösterdi.
Benu'nun sarı çiçekleri çimenlerin arasından gülümser gibi parladı.
Kavi'nin yeşil yaprakları ağacı canlı hale getirdi.
Vira da kırmızı yuvasının yanına küçük bir patika çizdi.
Sonra arkadaşlarına dönüp, "Bu patikanın nereye gideceğini birlikte çizebilir miyiz?" diye sordu.
Çocuklar sevinçle kabul ettiler.
Biri patikanın sonuna göl çizdi, biri küçük taşlar ekledi, biri de kuş yuvası yaptı.
Resim artık yalnızca Vira'nın ya da tek bir çocuğun resmi değildi.
Bütün sınıfın emeğini taşıyan büyük ve canlı bir orman olmuştu.
Birlikte yapılan işler, herkesin rengiyle daha güzel olur.
Günün sonunda Öğretmen Ferah resmi sınıfın en güzel köşesine astı.
Vira kalem kutusunu çantasına koyarken kendini mutlu hissediyordu.
Kalemleri hâlâ onundu. Ama onları özenle paylaşınca arkadaşlarıyla daha güzel bir şey yapabildiğini öğrenmişti.
Bugün hangi dünyaya gitmek istersiniz? Seçtiğiniz konudaki yayımlanmış masalları keşfedin.
Masalın ardından çocuğunuza "Vira kalemlerini neden paylaşmak istemedi?", "Arkadaşları resme hangi katkıları yaptı?" ve "Bir eşyayı paylaşırken hangi kurallar bizi rahatlatır?" sorularını yöneltebilirsiniz.
Birlikte birkaç boya kalemi seçip sırayla kullanma ve kullandıktan sonra yerine koyma oyunu oynayabilirsiniz.
Yeni masalları keşfetmek ve sesli dinlemek için Masal Gemisi Android uygulamasına göz atın.
Google Play’de keşfet
Paylaşma Masalları
Sincap Ceviz, yuvasını kullanmadığı eşyalarla doldurmayı çok sever. Bir gün yuvasında yer kalmayınca elindeki fazla eşyaları orman halkıyla değiştirmeye karar verir. Büyük meşe ağacının altında bir takas pazarı kurar. Ancak Ceviz, başlangıçta yalnızca eşyaların büyüklüğüne bakarak karar verir ve bazı hayvanlara adil davranmaz. Kaplumbağa Kaya'nın yardımıyla takasın iki tarafın da isteğine dayanması gerektiğini öğrenir. Orman halkı birlikte kurallar hazırlar, kullanmadıkları eşyaları değerlendirir ve ihtiyacı olanlara yardım etmek için bir paylaşma masası oluşturur.

Cesaret Masalları
Renkli Orman'da yaşayan Küçük Papağan Nira, eskiden neşeyle konuşan ve duyduğu güzel sözleri tekrar etmeyi seven bir papağandır. Bir gün orman okulunda yanlış bir kelime söyleyince bazı arkadaşlarının güldüğünü görür ve çok utanır. O günden sonra yanlış konuşmamak için hiç konuşmamaya karar verir. Öğretmeni Baykuş Talu, hata yapmanın öğrenmenin doğal bir parçası olduğunu anlatır ama Nira yine de sesini kullanmaktan çekinir. Bir sabah ormanda büyük bir piknik hazırlığı yapılırken, eski köprüdeki tahta levhanın gevşediğini ilk fark eden Nira olur. Köprüden geçecek arkadaşlarını uyarması gerekir. Önce sessiz kalmak ister, fakat konuşmazsa arkadaşlarının zorlanabileceğini anlar. Derin nefes alır, kısa ve açık bir cümleyle durumu anlatır. Yetişkinler köprüyü güvenli biçimde kapatır ve yeni yol hazırlanır. Nira, doğru zamanda söylenen bir sözün çok değerli olabileceğini, hata yapmaktan korksa bile kendini ifade etmeyi öğrenebileceğini keşfeder.

Cesaret Masalları
Sera adında küçük bir ateş böceği, gündüzleri çiçekler arasında neşeyle dolaşsa da gece olunca korkudan yaprakların altına saklanır. Karanlıkta gölgeler ona büyük ve ürkütücü görünür. Bu yüzden diğer ateş böcekleri gibi rahatça uçamaz ve kendi ışığını da çoğu zaman gizler. Bir akşam ormanda yolu karışan küçük kirpi Yumi'nin ağladığını duyar. Önce çok korkar, ama Yumi'yi yalnız bırakmak istemez. Kendi korkusunu fark edip yavaşça nefes alır ve ışığını biraz biraz açarak Yumi'ye yol göstermeye başlar. Yol boyunca karanlığın içindeki sesleri, ağaçları ve taşları daha dikkatli görmeyi öğrenir. Yumi yuvasına ulaştığında Sera, karanlığın onu yok eden bir şey değil, ışığını görünür kılan bir yer olduğunu anlar. O günden sonra Sera korkusunun hemen kaybolmadığını, ama korkarken de cesur davranabileceğini öğrenir.

Hayvan Masalları
Kar Kıyısı Kasabası'nda yaşayan Penguen Pako, dondurma yapmayı çok sever. Kış mevsiminin başında kendi dükkânını açar. Ancak kasaba halkı soğuk günlerde sıcak çorba, ekmek ve meyve içeceklerini tercih ettiği için dükkâna kimse gelmez. Pako önce dondurmalarının beğenilmediğini düşünür ve dükkânını kapatmayı ister. Arkadaşı Fok Lila, ona kasaba halkıyla konuşmasını ve neye ihtiyaçları olduğunu sormasını önerir. Pako müşterilerini dinleyince sorunun dondurmanın tadı değil, sunuluş biçimi olduğunu anlar. Küçük porsiyonlar, sıcak meyve sosları, ılık çıtır külahlar ve tarçınlı elma eşliğinde yeni tatlar hazırlar. İlk denemeleri istediği gibi sonuçlanmaz, fakat ölçülerini değiştirerek yeniden dener. Dükkânı kısa süre içinde kasabanın sevilen buluşma yerlerinden biri olur. Pako, bir fikrin işe yaramamasının o fikirden tamamen vazgeçmek anlamına gelmediğini öğrenir.