Prenses Belin'in resmine düşen mavi boya, kocaman bir leke bırakır. Belin bu lekeyi silmek yerine masalsı bir göle dönüştürür ve kâğıttan bir vadide kendi öyküsünü kurar.
Okuma süresi dakikada 100 kelime üzerinden yaklaşık hesaplanır; sohbet ve resim molalarıyla uzayabilir.
Masal Hakkında
Prenses Belin'in resmine düşen mavi boya, kocaman bir leke bırakır. Belin bu lekeyi silmek yerine masalsı bir göle dönüştürür ve kâğıttan bir vadide kendi öyküsünü kurar.
Masalın Verdiği Mesaj
Resmimiz düşündüğümüzden farklı olabilir. Durup baktığımızda bir boya izi göle, kıvrılan bir çizgi yola dönüşebilir. Yeni bir fikir denemek de oyunun güzel bir parçasıdır.
Bir varmış, bir yokmuş. Kemerli pencereleri olan bir sarayda küçük Prenses Belin yaşarmış. Belin'in en sevdiği oda, çizim odasıymış. Burada kâğıtlar, yumuşak fırçalar ve renkli boyalar dururmuş. Pencereden gelen sabah ışığı masanın üzerinde uzanırmış.
O sabah Belin küçük bir sandal resmi yapmak istemiş. Sandalın içinde kimse olmayacakmış. Sadece gölde usulca gezecekmiş. Belin, krem renkli masal kitabını açmış. Kitabın sayfalarında henüz bir resim yokmuş. ‘İlk masalımı buraya çizeceğim,’ demiş.
Belin fırçasını mavi boyaya dokundurmuş. Tam ince bir çizgi çizecekken iri bir damla kâğıda düşmüş. Pıt! Boya yanlara yayılmış. Ortasında koyu mavi, kenarlarında açık mavi bir leke oluşmuş. Sandal için düşündüğü yer şimdi bambaşka görünüyormuş.
Belin'in omuzları biraz düşmüş. ‘Ben böyle istememiştim,’ demiş. Fırçayı masaya bırakmış. Sayfayı kapatmak üzereyken kitabın içinden yumuşak bir ses gelmiş. ‘Bana bir daha bakar mısın?’ Belin durmuş. Bu, yalnızca masallarda konuşan özel bir kitapmış.
Belin lekeye yeniden bakmış. Bir yanı genişmiş. Öbür yanı küçük bir koy gibi kıvrılıyormuş. ‘Bir göle benziyorsun,’ diye fısıldamış. Kitabın sayfası hafifçe ışıldamış. Mavi boyanın üzerinde minicik halkalar belirmiş. Leke, resmin içindeki sakin bir göle dönüşüyormuş.
Belin kâğıda bir daha baktı. Leke aynıydı, ama aklında artık küçük bir göl vardı.
Belin yeşil fırçasıyla gölün yanına yumuşak bir kıyı çizmiş. Kıyıya geniş, kuru bir yol eklemiş. ‘Sandalımın gideceği yer burası olabilir,’ demiş. Biraz önce kapatmak istediği sayfayı şimdi merakla inceliyormuş. Gölün şekli değişmeden, aklındaki öykü değişmiş.
Kitap masanın üzerinde usulca açılmış. Sayfadaki yol, odanın geniş kapısına kadar ışıklı bir şerit olmuş. Kapının ötesinde kâğıttan tepeler görünmüş. Belin hayretle gülümsemiş. ‘Resmimin içine bakabilir miyim?’ diye sormuş. ‘Bu bir hayal yoludur,’ demiş kitap.
Belin kitabı iki eliyle tutmuş. Tacı saçlarının üzerinde, ayakkabıları ayaklarındaymış. Geniş kapıdan yürüyünce masalın içindeki kuru kıyıya ulaşmış. Arkasında çizim odası görünüyormuş. Önünde ise mavi göl uzanıyormuş. Sandal henüz yokmuş. Ama masalın başlayacağı bir yer varmış.
2. Bölüm: Kâğıt Vadisindeki Yaprak Sandal
Masalın sıradaki parçası
Kâğıt vadisinin tepeleri, katlanmış sayfalar gibi yumuşakça kıvrılıyormuş. Gökyüzü açık ve aydınlıkmış. Belin kuru kıyıdaki yolda durmuş. Gölün bir ucu geniş, bir ucu darmış. Şimdi lekenin bütün kıvrımlarını görebiliyormuş. Ortaya çıkan yeri çok sevmiş.
‘Sandalını nasıl yapmak istersin?’ diye sormuş kitap. Belin bir süre düşünmüş. ‘Küçük olsun. Bu kıvrılan koydan geçebilsin,’ demiş. Kitabın yanındaki sayfada boş bir alan açılmış. Sayfanın kenarında mercan renkli, kalın bir pastel boya duruyormuş. Belin onu almış.
Belin önce sandalın altını çizmiş. Çizgisi dümdüz olmamış. Biraz kıvrılmış ve ucunda yukarı dönmüş. Belin bu kez sayfayı kapatmamış. Çizginin iki ucunu birleştirip ortasını boyamış. Şekil uzun bir yaprağa benzemiş. ‘Benim sandalım yaprak biçiminde olabilir,’ demiş.
Sandalın ortasına küçük bir direk çizmiş. Direğe krem renkli bir yelken eklemiş. Resimden mercan renkli bir yaprak sandal yükselmiş. Kitap onu usulca göle bırakmış. Belin kıyıda kalmış. Sandalın içinde kimse yokmuş. Bu, gölde gezen küçük bir masal oyuncağıymış.
Hafif bir esinti gelmiş. Yelken kabarmış, sandal geniş yerden dar koya doğru ilerlemiş. Belin yürüyerek kuru yolu takip etmiş. Sandal bir tepenin arkasında görünmez olmuş. Biraz sonra koyun öbür ucundan çıkmış. Belin sevinçle el sallamış. ‘İşte buradasın!’ demiş.
Sandal düşündüğünden farklı olmuştu. Belin ona bir yaprak sandal adı verdi ve öyküsüne devam etti.
Belin, yolun hep dümdüz gitmediğini fark etmiş. Yol da göl gibi kıvrılıyormuş. Bazı yerlerde sandalı görmek için durmak gerekiyormuş. Belin sayfaya yolun devamını çizmiş. Bu kez çizgisinin kıvrılmasını istemiş. Yol, tepelerin çevresinde yumuşak bir yay olmuş.
3. Bölüm: Avluda Açılan Yeni Öykü
Değişen resmimizi anlatabiliriz
Akşam yaklaşırken sarayın avlusuna yumuşak bir ışık yayılmış. Belin çizim odasından çıkmış. Kitabı göğsüne yakın tutuyormuş. Avludaki alçak minderin yanına gelmiş. Annesi de oradaymış. ‘Bugün bir masal yaptım,’ demiş Belin. Annesi yanına oturup dinlemeye hazırlanmış.
Belin kitabı dizlerinin üzerinde açmış. İlk sayfada mavi göl görünüyormuş. Göl, sabahki lekeyle aynı biçimdeymiş. Belin küçük koyu parmağıyla göstermiş. ‘Buraya bir damla düştü,’ demiş. ‘Önce üzüldüm. Sandal çizeceğim yerde kocaman bir leke vardı.’ Annesi sessizce başını sallamış.
‘Sonra ne oldu?’ diye sormuş annesi. Belin sayfanın kenarına bakmış. ‘Bir daha baktım. Leke göle benziyordu. Ben de yanına kıyı çizdim,’ demiş. Kitap hafifçe ışıldamış. Mavi gölün küçük görüntüsü sayfanın üzerinde belirmiş. Minder ve avlu yerinde duruyormuş.
Belin ikinci sayfayı açmış. Kâğıt tepeler, küçük bir resim gibi kitabın üzerinde yükselmiş. Mercan renkli sandal gölün ucunda duruyormuş. ‘Sandalımın çizgisi de kıvrıldı,’ demiş Belin. ‘Ona yaprak sandal adını verdim.’ Annesi gülümsemiş. ‘Yaprağa benzeyen bir sandal. Ne güzel bir fikir!’
Belin öyküsünü baştan anlatmaya başlamış. ‘Bir damla varmış. Bu damla göl olmuş. Gölün kıyısına bir yol çizilmiş,’ demiş. Sonra sandalın koya gelişini anlatmış. Konuşurken acele etmemiş. Her sayfada bir parça varmış. Parçalar sırayla anlatılınca küçük yolculuk yeniden görünmüş.
‘Önce başka bir resim düşünmüştüm,’ dedi Belin. ‘Sonra bu gölü gördüm ve yeni bir masal kurdum.’
Masal bittiğinde annesi Belin'e sarılmış. ‘En çok hangi yerini sevdin?’ diye sormuş. Belin mavi gölü göstermiş. ‘Başta onu istememiştim,’ demiş. ‘Ama sandalım orada gezdi. Koyun arkasına gitti ve yeniden göründü.’ Artık resmine bakınca yalnızca bir leke görmüyormuş.
Günün İnteraktif Anketi
Yarın Akşam Hangi Masalı Okuyalım? 🌙
Küçük kaptan! Yarın akşamın masalını sen belirle. En çok oy alan masalı yarın 20:30'da yayına alalım!
Aileler İçin Bilgi
Ebeveyn Soruları
Birlikte okurken Belin'in mavi lekeye önce nasıl baktığını konuşabilirsiniz. İsterseniz bir kâğıda yuvarlak bir iz çizin.
Evde Yapılabilecek Etkinlik
Çocuğunuz bu izin neye benzediğini söylesin. Ortaya çıkan resmi düzeltmek yerine onun anlattığı öyküyü dinleyin.
Ördek Nelu, yerde bulduğu büyük yaprakla oyun kurmak ister. Yaprağın altında salyangoz Veni'yi görünce bahçedeki küçük canlıların sığınaklarını keşfeder.
Kirpi Zeli ile fare Folu, yumuşak yastıklarla yerde küçük bir hayal bahçesi kurar. Yuvarlak, kare ve üçgen şekiller oyunlarının farklı parçalarına dönüşür.
Küçük Horoz Rafi, Orman Okulu'nda konuşmayı çok seven neşeli bir öğrencidir. Aklına gelen her şeyi hemen anlatmak ister. Arkadaşları bir şey söylerken araya girer, öğretmeni soru sorduğunda başkasının cevabını beklemeden konuşur. Rafi kötü niyetli değildir; sadece heyecanını tutmakta zorlanır. Fakat bir gün sınıfta herkesin sevdiği oyunu anlatma etkinliği yapılır. Rafi söz sırasını beklemeden konuşunca arkadaşları kendi düşüncelerini tamamlayamaz. Kuzu Pima üzülür, ördek Cino söyleyeceğini unutur. Öğretmen Yonca, konuşmanın güzel olduğunu ama dinlemenin de arkadaşlara saygı göstermek olduğunu anlatır. Sınıfta küçük bir söz sırası taşı kullanılmaya başlanır. Taş kimdeyse o konuşur, diğerleri dinler. Rafi önce beklemekte zorlanır ama arkadaşlarını dinleyince onların da çok güzel fikirleri olduğunu fark eder. Günün sonunda Rafi, söz kesmeden dinlemenin sınıfı daha huzurlu yaptığını ve herkesin kendini değerli hissetmesine yardım ettiğini öğrenir.
‘Öykünde şimdi neler var?’ diye sormuş kitap. Belin gölü, kıyıyı ve sandalı göstermiş. ‘Bir damla göl oldu. Bir çizgi sandal oldu. Sandal da koya gitti,’ demiş. Bunları söylerken resmin parçaları birbirine bağlanmış. Artık yalnızca ayrı ayrı çizimler değilmiş.
Koyun sonunda sandal sakin bir yerde durmuş. Belin resmine küçük bir kıyı çiçeği eklemiş. Sonra pastel boyayı sayfanın kenarına bırakmış. ‘Bu masalı anneme anlatmak istiyorum,’ demiş. Kitap açıldığında sarayın geniş kapısı yeniden görünmüş. Belin tamamlanan resmiyle eve dönmüş.
Kitabın son sayfası hâlâ boşmuş. Belin oraya hemen bir şey çizmemiş. ‘Yarın başka bir öykü düşünebilirim,’ demiş. Pastel boyalarını kutusuna koymuş. Fırçalarını annesiyle birlikte temizlemiş. Kitapta bir göl, bir sandal ve kıvrılan bir yol kalmış. Öyküsü tamamlanmış.
Gökyüzünde ay görünmüş. Belin yatmadan önce kitabını rafına yerleştirmiş. Mavi leke silinmemiş. Güzel bir masalın başlangıcı olmuş. Belin yorganına sokulup gözlerini kapatmış. Kâğıt vadisini ve yaprak sandalı hatırlamış. Yarın çizeceği resim henüz belli değilmiş. Bu düşünce ona tatlı gelmiş.
Bu masaldan ne öğrendik?
Resmimiz düşündüğümüzden farklı olabilir. Durup baktığımızda bir boya izi göle, kıvrılan bir çizgi yola dönüşebilir. Yeni bir fikir denemek de oyunun güzel bir parçasıdır.