Masal hakkında · konular ve bölümler
3-5 yaş
Yaklaşık 6 dakika
6 bölüm
Arkadaşlık
Okuma süresi dakikada 100 kelime üzerinden yaklaşık hesaplanır; sohbet ve resim molalarıyla uzayabilir.

Küçük Sincap Varo oyun kazanmayı çok sever ama kaybedince ağlar ve oyunu bırakır. Arkadaşlarıyla oynarken kazanmanın güzel, birlikte eğlenmenin ise daha değerli olduğunu öğrenir.
3-5 yaş
Yaklaşık 6 dakika
6 bölüm
Arkadaşlık
Okuma süresi dakikada 100 kelime üzerinden yaklaşık hesaplanır; sohbet ve resim molalarıyla uzayabilir.
Küçük Sincap Varo, Orman Parkı'nda arkadaşlarıyla oyun oynamayı çok sever. Özellikle kozalak yarışı ve yaprak toplama oyunlarında birinci olmak ister. Kazandığında sevinir, zıplar ve herkese gülümser. Fakat kaybettiğinde hemen üzülür, gözleri dolar ve oyunu bırakmak ister. Bir gün arkadaşlarıyla yapılan kozalak yuvarlama oyununda Varo'nun kozalağı hedefe ulaşamaz. Varo çok üzülür ve ağlayarak kenara çekilir. Öğretmeni Lina, ona kaybetmenin kötü biri olmak anlamına gelmediğini, oyunların sadece kazanmak için değil, birlikte eğlenmek ve denemek için de oynandığını anlatır. Varo önce zorlanır, sonra arkadaşlarının da bazen kaybettiğini ve yine oyuna devam ettiğini görür. Derin nefes almayı, arkadaşını tebrik etmeyi ve yeniden denemeyi öğrenir. Günün sonunda Varo, kazanmanın güzel olduğunu ama arkadaşlarla neşeyle oynamanın daha kalıcı bir mutluluk verdiğini fark eder.
Oyunlarda bazen kazanır, bazen kaybederiz. Kaybetmek kötü olduğumuz anlamına gelmez; arkadaşımızı tebrik edip yeniden denemek oyunu daha güzel hale getirir.

Orman Parkı'nda Varo adında küçük bir sincap yaşarmış.
Varo koşmayı, zıplamayı, kozalak toplamayı ve arkadaşlarıyla oyun oynamayı çok severmiş.
Parkta her gün farklı bir oyun oynanırmış.
Bazen kozalak yuvarlama oyunu, bazen yaprak toplama yarışı, bazen de küçük taşlardan yol yapma oyunu olurmuş.
Varo oyun başlayınca çok heyecanlanırmış.
Kazanmak onu mutlu edermiş.
Birinci olduğunda kuyruğunu neşeyle sallar, zıplar ve gülermiş.
Ama kazanamadığında işler değişirmiş.
Varo'nun gözleri dolar, dudakları titrer ve hemen oyunu bırakmak istermiş.
Bir oyunu kazanmayı istemek doğaldır, ama her oyun yalnızca kazanmak için oynanmaz.
Varo bunu henüz tam bilmiyormuş.

Bir sabah çocuklar parkta kozalak yuvarlama oyunu oynamaya karar vermiş.
Oyunun kuralı basitmiş.
Her çocuk kozalağını çizilen küçük hedefe doğru yavaşça yuvarlayacakmış.
Hedefe en yakın kozalak oyunu kazanacakmış.
Varo hemen en düzgün kozalağı seçmiş.
Sıra ona gelince derin bir nefes almadan kozalağını hızlıca yuvarlamış.
Kozalak önce güzel gitmiş, sonra küçük bir taşa çarpıp yana dönmüş.
Hedeften uzak bir yerde durmuş.
Küçük tavşan Neri'nin kozalağı ise hedefe daha yakın durmuş.
Arkadaşları Neri'yi alkışlamış.
Bazen çok isteriz, çok deneriz ama sonuç yine de beklediğimiz gibi olmaz.
Varo'nun gözleri dolmuş. "Ben oynamıyorum," deyip kenara çekilmiş.

Varo parkın kenarındaki küçük ağacın altına oturmuş.
Gözlerinden yaşlar akmış.
Öğretmeni Lina, Varo'nun yanına gelmiş ve yere onunla aynı hizaya oturmuş.
"Çok üzülmüş görünüyorsun," demiş.
Varo burnunu çekmiş.
"Kazanamadım. O zaman oyun kötü," demiş.
Öğretmen Lina sakin bir sesle cevap vermiş.
"Kaybetmek üzücü gelebilir. Ama kaybetmek senin kötü oynadığın ya da kötü bir arkadaş olduğun anlamına gelmez."
Varo öğretmenine bakmış.
"Peki bu duygu geçer mi?" diye sormuş.
Üzüldüğümüzü söylemek, duygumuzla baş etmenin ilk adımıdır.
Öğretmen Lina, "Geçebilir. Önce nefes alırız, sonra ne yapacağımızı seçeriz," demiş.

Öğretmen Lina, Varo'ya küçük bir yöntem öğretmiş.
"Önce derin nefes al," demiş.
Varo derin bir nefes almış.
"Sonra içinden bunun sadece bir oyun olduğunu söyleyebilirsin."
Varo kısık sesle, "Bu sadece bir oyun," demiş.
"Sonra kazanan arkadaşını tebrik edebilirsin," demiş öğretmeni.
Varo bunu yapmakta biraz zorlanmış.
Yine de Neri'nin yanına gitmiş.
"Tebrik ederim," demiş. "Kozalağın hedefe çok yakındı."
Neri gülümsemiş.
"Teşekkür ederim. İstersen bir sonraki turda birlikte deneyelim," demiş.
Bir arkadaşımızı tebrik etmek, kendi değerimizi azaltmaz. Arkadaşlığı güçlendirir.
Varo'nun içi biraz daha hafiflemiş.

Çocuklar ikinci tur için yeniden sıraya girmiş.
Varo bu kez kozalağını seçerken acele etmemiş.
Hedefe bakmış, nefes almış ve kozalağını daha yavaş yuvarlamış.
Kozalak bu kez hedefe biraz daha yakın durmuş.
Ama yine de oyunu Varo kazanmamış.
Varo'nun içi bir an sıkılmış.
Fakat bu kez ağlayıp oyunu bırakmamış.
Derin nefes almış ve "Biraz daha iyi oldu," demiş.
Arkadaşları onu alkışlamış.
Varo kazanmasa da önceki denemesine göre daha iyi oynadığını fark etmiş.
Yeniden denemek, bazen kazanmaktan daha önemli bir başarıdır.
Oyun bitince Varo kendini daha güçlü hissetmiş.

Öğleden sonra çocuklar yaprak toplama oyunu oynadı.
Bu kez amaç en çok yaprağı toplamak değil, birlikte en renkli yaprak desenini yapmaktı.
Varo sarı yapraklar buldu.
Neri turuncu yapraklar getirdi.
Küçük kirpi Peku kahverengi yaprakları dizdi.
Hep birlikte yerde büyük bir güneş şekli yaptılar.
Bu oyunda tek bir kazanan yoktu.
Ama herkes gülüyordu.
Varo o an bir şey fark etti.
Kazanmak güzeldi. Fakat arkadaşlarıyla gülmek, denemek ve birlikte oyun kurmak da çok güzeldi.
Oyunların en güzel yanı, bazen sonuç değil, birlikte geçirilen zamandır.
O günden sonra Varo, kaybettiğinde yine üzülmüş.
Ama üzülünce ne yapacağını biliyordu.
Nefes alıyor, arkadaşını tebrik ediyor ve isterse yeniden deniyordu.
Çünkü küçük sincap artık oyunların yalnızca kazanmak için değil, arkadaşlarla keyifli vakit geçirmek için de oynandığını öğrenmişti.
Bugün hangi dünyaya gitmek istersiniz? Seçtiğiniz konudaki yayımlanmış masalları keşfedin.
Masalın ardından çocuğunuza "Varo kaybedince neden ağladı?", "Arkadaşları ona nasıl davrandı?" ve "Bir oyunu kaybettiğimizde hangi sakin cümleyi söyleyebiliriz?" sorularını yöneltebilirsiniz.
Birlikte küçük bir oyun oynayıp kazananı tebrik etme, kaybedince derin nefes alma ve yeniden deneme çalışması yapabilirsiniz.
Yeni masalları keşfetmek ve sesli dinlemek için Masal Gemisi Android uygulamasına göz atın.
Google Play’de keşfet
Eğitici Masallar
Tavşan Vemi topunu, kedi Nola ise keçe şekillerini getirir. Aynı oyunu seçmeyince arkadaşlıklarının bozulduğunu sanan Vemi, yan yana farklı şeyler yapmanın da güzel olabileceğini görür.

Okul Masalları
Küçük İlay, okula yeni başlayan tatlı ve dikkatli bir çocuktur. Beslenme saatinde çantasını açmaya çekinir çünkü evden getirdiği yiyeceklerin arkadaşlarına garip görüneceğini düşünür. Herkesin aynı şeyleri yediğini sanır ve kendi yemeğiyle alay edilmesinden korkar. Bir gün sınıfta beslenme saati geldiğinde İlay çantasını açmak istemez. Öğretmeni Yelda, onu zorlamadan yanında oturur ve her evin farklı kokuları, tatları ve alışkanlıkları olabileceğini anlatır. Sınıftaki çocuklar çantalarını açınca kimi peynirli sandviç, kimi zeytin, kimi meyve, kimi poğaça, kimi de annesinin yaptığı küçük börekleri getirir. İlay, herkesin beslenmesinin farklı olduğunu ve bunun utanılacak değil, konuşulacak güzel bir çeşitlilik olduğunu fark eder. Sonunda kendi beslenme çantasını açar. Arkadaşları onun yemeğini merak eder ama nazik davranır. İlay, kendi alışkanlıklarından utanmadan sınıfa uyum sağlayabileceğini ve farklılıkların arkadaşlığı güzelleştirdiğini öğrenir.

Okul Masalları
Melisa, Çiçekli Anaokulu'nda herkese gülümseyen, iyi niyetli ve tatlı, küçük bir kızdır. Kıvırcık saçlarını renkli tokalarla toplar ve en sevdiği oyun, oyuncak mikrofonuyla arkadaşlarına kısa sorular sormaktır. Bir gün sınıfa yeni gelen Eren, annesinden ayrıldığı için üzülür ve bahçede tek başına ağlar. Diğer çocuklar onunla nasıl konuşacaklarını bilemez. Melisa oyuncak mikrofonunu alıp Eren'in yanına gider. Onu acele ettirmeden, yumuşak bir sesle sorular sorar. Eren önce çok kısık sesle cevap verir. Sonra mavi rengi sevdiğini, bloklarla kule yapmayı istediğini ve yeni sınıfa alışmakta zorlandığını anlatır. Melisa aynı soruları diğer çocuklara da sorunca sınıfta Eren ile aynı oyunları seven arkadaşlar olduğunu fark eder. Çocuklar birlikte büyük bir mavi blok şehri kurmaya başlar. Eren ağlamayı bırakır ve oyuna katılır. Melisa, bir arkadaşın kalbine yaklaşmanın en güzel yollarından birinin onu dikkatle dinlemek ve kendini güvende hissettirmek olduğunu öğrenir.

Arkadaşlık Masalları
Küçük Kirpi Pona, orman parkında oynayan hayvanları izlemeyi çok sever. Tavşanlar top oynar, sincaplar kaydıraktan kayar, minik kuşlar kum havuzunun yanında şarkı söyler. Pona da onların yanına gitmek ister ancak merhaba dediğinde kimsenin cevap vermeyeceğinden korkar. Bu yüzden oyunlara katılmak yerine bankın arkasında bekler. Bir gün yuvarlanan bir top Pona'nın yanına gelir. Topun sahibi olan küçük kaplumbağa Meli de arkasından yaklaşır. Pona önce saklanmak ister. Sonra annesinin öğrettiği gibi derin bir nefes alır ve kısık bir sesle merhaba der. Meli gülümseyerek karşılık verir ve Pona'yı yavaş yuvarlama oyununa davet eder. Pona, yeni bir arkadaş edinmek için hemen uzun uzun konuşmak veya büyük oyunlara katılmak gerekmediğini keşfeder. Bazen küçük bir selam, güzel bir arkadaşlığın ilk adımı olabilir.