Masal hakkında · konular ve bölümler
6-8 yaş
Yaklaşık 6 dakika
5 bölüm
Hayvanlar
Okuma süresi dakikada 100 kelime üzerinden yaklaşık hesaplanır; sohbet ve resim molalarıyla uzayabilir.

Bukalemun Rima, sürekli çevresine uyum sağlamaktan kendi rengini unutur. Ormandaki yolculuğu sırasında bazen uyum sağlamanın, bazen de kendi renginde kalmanın değerini öğrenir.
6-8 yaş
Yaklaşık 6 dakika
5 bölüm
Hayvanlar
Okuma süresi dakikada 100 kelime üzerinden yaklaşık hesaplanır; sohbet ve resim molalarıyla uzayabilir.
Renkli Yaprak Ormanı'nda yaşayan Bukalemun Rima, çevresine uyum sağlama konusunda çok başarılıdır. Yeşil yaprağın üstünde yeşile, kahverengi dalın yanında kahverengiye, çiçeklerin arasında pembeye döner. Başta bu yeteneğiyle gurur duyar, fakat zamanla herkesin beklentisine göre renk değiştirmeye başlar. Bir gün arkadaşları ona hangi rengin daha güzel olduğunu söyleyince Rima kendi renginin ne olduğunu hatırlayamaz. Ormanda karşılaştığı hayvanlar ona farklı renkler önerir. Kelebek Misa parlak renkleri, Kaplumbağa Rofu sakin tonları, Maymun Zadi ise en dikkat çekici rengi seçmesini ister. Rima hepsini denedikçe daha çok yorulur. Sonunda göl kıyısında kendi yansımasına bakar ve renginin tek bir renkten ibaret olmadığını anlar. Rima, çevresine uyum sağlamanın değerli bir yetenek olduğunu ama her zaman başkalarının istediği gibi görünmek zorunda olmadığını keşfeder.
Uyum sağlamak güzel bir yetenektir, fakat her zaman başkalarının beklediği gibi davranmak zorunda değiliz. Kendimizi tanımak ve ne zaman kendi rengimizde kalacağımızı seçmek de önemlidir.

Renkli Yaprak Ormanı'nda Rima adında küçük bir bukalemun yaşarmış.
Rima'nın çok özel bir yeteneği varmış. Bulunduğu yere göre rengini değiştirebilirmiş.
Yeşil bir yaprağın üstüne çıkınca yeşile döner, kuru bir dalın yanında kahverengi olurmuş.
Pembe çiçeklerin arasında beklediğinde yanakları bile pembe görünürmüş.
Arkadaşları bu yeteneğini çok beğenirmiş.
Kuşlar onu bulmakta zorlanır, kelebekler hangi çiçeğin yanında olduğunu anlamaya çalışırmış.
Rima da başta bu durumdan çok hoşlanırmış.
Fakat zamanla yalnızca çevresine değil, arkadaşlarının beklentilerine göre de renk değiştirmeye başlamış.
Bir yetenek güzel olabilir, ama onu ne zaman kullanacağımızı seçmek de önemlidir.
Bir gün Rima, hangi renkte kalmak istediğini düşünmüş ve cevabı hatırlayamadığını fark etmiş.

Rima kendi rengini bulmak için ormanda yürümeye başlamış.
İlk olarak Kelebek Misa ile karşılaşmış.
Misa kanatlarını açmış. Üzerinde sarı, mavi ve turuncu benekler varmış.
"Bence sen de parlak renkli olmalısın," demiş Misa. "Böylece herkes seni hemen fark eder."
Rima sarıya, maviye ve turuncuya dönmeyi denemiş.
Gerçekten dikkat çekici görünmüş ama kendisini biraz yorgun hissetmiş.
Sonra Kaplumbağa Rofu'nun yanına gitmiş.
Rofu, "En iyisi sakin yeşildir," demiş. "Göze batmaz, huzur verir."
Rima bu kez sakin yeşile dönmüş.
Bu renk güzelmiş ama Rima yine de aradığı cevabı bulamamış.
Başkalarının önerileri değerli olabilir, ama bizim yerimize kim olduğumuzu belirleyemez.
Rima yoluna devam ederken kafası eskisinden daha da karışmış.

Öğleye doğru Rima, yüksek dalların arasında oynayan Maymun Zadi'yi görmüş.
Zadi neşeyle aşağı inmiş ve Rima'nın neden düşünceli olduğunu sormuş.
Rima kendi rengini bulmaya çalıştığını anlatmış.
Zadi hemen, "O zaman en canlı rengi seçmelisin," demiş.
"Kırmızı ol. Herkes seni görür, kimse seni unutmaz."
Rima kırmızıya dönmüş.
Ormandaki bazı hayvanlar ona bakmış. Rima gerçekten görünür olmuş.
Ama bir süre sonra bu kadar dikkat çekmek ona ağır gelmiş.
Sessizce bir yaprağın arkasına geçmiş ve rengini yeniden değiştirmiş.
Kimi zaman parlak, kimi zaman sakin, kimi zaman dikkat çekici olmaya çalışmak onu çok yormuş.
Herkesi memnun etmeye çalıştığımızda kendi isteğimizi duymakta zorlanabiliriz.
Rima sonunda ormanın kenarındaki küçük göle gitmeye karar vermiş.

Gölün suyu durgun ve berrakmış.
Rima kıyıya yaklaşmış ve suyun üstündeki yansımasına bakmış.
Önce hangi renge dönmesi gerektiğini düşünmüş.
Sonra ilk kez hiçbir şeyi taklit etmemeye karar vermiş.
Ne yaprağa, ne çiçeğe, ne de arkadaşlarının önerdiği renklere uyum sağlamış.
Bir süre sessizce beklemiş.
Rengi yavaş yavaş yumuşak bir yeşile, ardından hafif altın parıltılı bir tona dönüşmüş.
Sırtında çok açık mavi çizgiler belirmiş. Kuyruğunun ucunda ise küçük, sıcak bir turuncu ton kalmış.
Rima şaşırmış.
Kendi rengi tek bir renk değilmiş. İçinde sakinlik, neşe ve merak birlikte duruyormuş.
Kendimiz olmak, tek bir kalıba sığmak değil, içimizdeki farklı yanları tanımaktır.
Rima göldeki yansımasına bakarken ilk kez başkasına benzemeye çalışmadan güzel göründüğünü hissetmiş.

Ertesi gün Renkli Yaprak Ormanı'nda büyük bir yaprak oyunu düzenlenmiş.
Oyunda bazı bölümlerde saklanmak, bazı bölümlerde ise takım arkadaşlarına görünmek gerekiyormuş.
Rima saklanma bölümünde yaprakların rengine uyum sağlamış.
Bu yeteneğini kullanmak ona hâlâ keyif veriyormuş.
Fakat arkadaşlarını çağırması gereken bölüm geldiğinde kendi yumuşak yeşil ve altın parıltılı renginde kalmış.
Misa onun rengini görünce gülümsemiş.
Rofu, "Bu renk sana çok yakışmış," demiş.
Zadi ise Rima'nın artık daha rahat göründüğünü söylemiş.
Rima arkadaşlarına, "Bazen uyum sağlamak istiyorum. Bazen de kendi rengimde kalmak istiyorum," demiş.
"İkisini de seçebilirim."
Kendi rengimizi bilmek, ne zaman değişeceğimize ve ne zaman aynı kalacağımıza karar vermemize yardım eder.
O günden sonra Rima çevresine uyum sağlamaktan vazgeçmemiş.
Ama bunu artık başkaları istediği için değil, kendisi seçtiği için yapıyormuş.
Renkli Yaprak Ormanı'ndaki arkadaşları onu yalnızca değişen renkleriyle değil, kendi rengini bulduğu gün gösterdiği cesaretle de hatırlamışlar.
Bugün hangi dünyaya gitmek istersiniz? Seçtiğiniz konudaki yayımlanmış masalları keşfedin.
Masalın ardından çocuğunuza "Rima neden kendi rengini unuttu?", "Herkesin önerisini dinlemek ona nasıl hissettirdi?" ve "Sen hangi durumlarda başkalarına uyum sağlıyorsun, hangi durumlarda kendi seçimini yapmak istiyorsun?" sorularını yöneltebilirsiniz.
Birlikte farklı renkler seçip her rengin hangi duyguyu hatırlattığını konuşabilirsiniz.
Yeni masalları keşfetmek ve sesli dinlemek için Masal Gemisi Android uygulamasına göz atın.
Google Play’de keşfet
Hayvan Masalları
Pembe Göl'de her yıl düzenlenen Işık Festivali yaklaşırken Flamingo Fina dans gösterisine katılmak ister. Fina, usta dansçı Lora'nın hızlı adımlarını ve yüksek sıçrayışlarını çok beğenir. Kendi gösterisini hazırlamak yerine Lora'nın bütün hareketlerini taklit etmeye başlar. Ancak Fina'nın bedeni bu hızlı dansa uygun değildir. Provalarda dengesini kaybeder, adımları karıştırır ve kendisini yeteneksiz sanır. Arkadaşları Fina'nın suyun üzerinde yaptığı yavaş dönüşlerin ve kanat hareketlerinin çok güzel olduğunu fark eder. Fina, sevdiği dansçılardan ilham alabileceğini ama kendi özelliklerini unutmaması gerektiğini anlar. Yavaş dönüşlerini, uzun adımlarını ve suya yansıyan kanat hareketlerini birleştirerek kendine ait bir dans hazırlar. Festival gecesi sahnede hata yapmaktan korkmak yerine müziği dinler ve kendi ritmiyle hareket eder. Fina, öz güvenin başkasına benzemekten değil, kendi güçlü yönlerini tanımaktan geldiğini öğrenir.

Cesaret Masalları
Küçük Fil Bobo yağmur damlalarıyla oynamayı çok sever, fakat gök gürültüsü duyduğunda saklanır. Bir gün orman görevlisi Baykuş Lale yaklaşan fırtına nedeniyle yavru hayvanların güvenli taş barınağa götürülmesi gerektiğini bildirir. Fırtına henüz başlamadan Bobo, annesi ve diğer yetişkinlerle birlikte hazırlıklara katılır. İlk gök gürültüsünde korksa da annesinin öğrettiği gibi ayaklarını yere basar, yavaş nefes alır ve arkadaşlarının çantalarını taşıyarak onlara yardım eder. Barınakta Baykuş Lale'den gök gürültüsünün ısınan havanın genişlemesiyle oluşan doğal bir ses olduğunu öğrenir. Bobo, gerçek cesaretin korkmamak değil, korkuya rağmen güvende kalmak ve sorumluluklarını yerine getirmek olduğunu anlar.

Hayal Gücü Masalları
Ejderha Vadisi Okulu'nda yıl sonu gösterisi hazırlıkları başlar. Şarkı söylemeyi ve sahneye çıkmayı çok seven Küçük Ejderha Tora da gösteriye katılmak ister. Ancak Tora heyecanlandığında ağzından istemeden ateş çıkar. Geçmişte yaşadığı küçük bir kaza yüzünden arkadaşlarına zarar vermekten korkar ve gösteriden çekilmeye karar verir. Öğretmeni Mira, Tora'ya ateşini tamamen bastırmak yerine heyecanını fark etmeyi, sakin nefes almayı ve güvenli bir alanda kontrollü denemeler yapmayı öğretir. Arkadaşları da ateşe dayanıklı fenerler ve koruyucu bir sahne düzeni hazırlar. Gösteri gecesi Tora yeniden heyecanlanır, fakat bedenindeki işaretleri fark eder ve öğrendiği yöntemleri uygular. Ateşini doğru zamanda çıkararak karanlık sahneyi güzel ışıklarla aydınlatır. Tora, farklılığından utanmak yerine onu tanımanın ve güvenli biçimde kullanmanın gerçek öz güven olduğunu öğrenir.

Eğitici Masallar
Savi dönerken kuyruğuyla Moku’nun kumdan limanını bozar. Arkadaşının üzüntüsünü dinler, özür diler ve nasıl yardım edebileceğini sorar; limanı birlikte yeniden kurarlar.