6-8 yaş
9 dakika
5 bölüm
Sorumluluk

Küçük Sincap Sumi, okul çantasını hep son anda hazırlar ve bazı eşyalarını unutur. Öğretmeni sayesinde akşam hazırlık listesi yapmayı öğrenir.
6-8 yaş
9 dakika
5 bölüm
Sorumluluk
Küçük Sincap Sumi, Orman Okulu'nun ilk haftasında çok heyecanlıdır. Fakat çantasını hazırlamayı hep sabaha bırakır. Bir gün boya kalemlerini, başka bir gün suluk kabını, başka bir sabah da ödev yaprağını evde unutur. Sumi her defasında üzülür ve okulda zorlanır. Öğretmeni Melda, ona kızmadan çanta hazırlamanın büyük bir iş gibi görünse de küçük adımlara bölününce kolaylaşacağını anlatır. Birlikte basit bir akşam hazırlık listesi yaparlar. Listeye defter, kalem kutusu, suluk, beslenme kabı ve ödev yaprağı eklenir. Sumi akşamları bu listeye bakarak çantasını hazırlar. Sabahları daha sakin çıkar, okulda eşyalarını rahatça bulur ve sorumluluk almanın korkutucu değil, günü kolaylaştıran bir alışkanlık olduğunu öğrenir.
Sorumluluk almak her şeyi tek başına ve bir anda yapmak değildir. Küçük bir liste, sakin bir rutin ve düzenli tekrarlar işleri kolaylaştırır.

Orman Okulu'nda yeni dönem başlamıştı.
Küçük Sincap Sumi okula gitmeyi çok seviyordu.
Sınıftaki kitap köşesini, bahçedeki büyük meşe ağacını ve arkadaşlarıyla yapılan etkinlikleri merakla bekliyordu.
Ama Sumi'nin zorlandığı bir şey vardı.
Okul çantasını hazırlamayı hep son ana bırakıyordu.
Akşam olunca oyun oynamaya devam ediyor, sonra da uykusu geldiği için kendi kendine, “Çantamı sabah hazırlarım,” diyordu.
Sabah olunca evde küçük bir telaş başlıyordu.
Sumi bir yandan defterini arıyor, bir yandan kalem kutusunu bulmaya çalışıyordu.
Bazen suluk kabı mutfakta kalıyor, bazen ödev yaprağı masanın üstünde unutuluyordu.
Bir işi hep son ana bırakmak, sabahları küçük bir telaşa dönüşebilir.
Sumi okula yetişiyordu ama çoğu zaman içi biraz karışık ve aceleci hissediyordu.

Haftanın ikinci günü öğretmen Melda sınıfa büyük resim kağıtları dağıttı.
"Bugün sonbahar ormanı çizeceğiz," dedi.
Çocuklar çantalarından boya kalemlerini çıkarmaya başladı.
Sumi de heyecanla çantasını açtı.
Defteri vardı. Beslenme kabı vardı. Ama boya kalemleri yoktu.
Sumi birden hatırladı.
Boya kalemleri evde, çalışma masasının üstünde kalmıştı.
Sumi'nin yüzü düştü.
Arkadaşları resme turuncu yapraklar, kahverengi ağaçlar ve sarı güneşler eklerken Sumi boş kağıdına baktı.
Öğretmen Melda yanına geldi ve ona yedek birkaç kalem verdi.
Bir şeyi unutmak kötü biri olduğumuzu göstermez. Bize yeni bir düzen kurmamız gerektiğini hatırlatır.
Sumi resmi tamamladı ama kendi boya kutusunu getirse daha rahat hissedeceğini düşündü.

Ertesi sabah Sumi çantasını yine hızlıca hazırladı.
Bu kez boya kalemlerini koyduğundan emindi.
Okula geldiğinde kendini daha iyi hissetti.
Fakat bahçe oyunundan sonra herkes suluk kabını çıkarınca Sumi çantasına baktı.
Suluk kabı yoktu.
Mutfakta, kapının yanındaki küçük rafta kalmıştı.
Öğretmen Melda ona okul bardağıyla su verdi.
Sumi teşekkür etti ama biraz utanmıştı.
“Ben neden hep bir şey unutuyorum?” diye sordu.
Öğretmen Melda sakin bir sesle cevap verdi.
“Çünkü sabah acele ederken beynimiz her şeyi aynı anda hatırlamakta zorlanabilir.”
Düzenli olmak doğuştan gelen bir şey olmak zorunda değildir. Öğrenilen bir alışkanlık olabilir.
Sumi bu sözü duyunca biraz rahatladı. Belki de unutkanlığını küçük bir yöntemle azaltabilirdi.

O gün ders bitmeden önce öğretmen Melda küçük bir kağıt aldı.
Kağıdın üstüne büyük harflerle çanta listesi yazdı.
Sonra Sumi ile birlikte listeyi doldurdular.
Defter, kalem kutusu, boya kalemleri, suluk kabı, beslenme kabı ve ödev yaprağı listeye eklendi.
Öğretmen Melda, “Bu listeyi sabah değil, akşam kullanman daha kolay olabilir,” dedi.
“Çünkü akşam daha az acele ederiz.”
Sumi listeyi çantasının küçük cebine koydu.
Eve gidince annesiyle birlikte listeyi kapının yanındaki panoya astı.
Akşam yemeğinden sonra Sumi çantasını açtı ve listeye tek tek baktı.
Her eşyayı çantasına koyduğunda küçük bir işaret yaptı.
Büyük görünen işler, küçük adımlara ayrılınca daha kolay yapılır.
Sumi çantasını hazırlayınca ertesi sabah için kendini daha sakin hissetti.

Ertesi sabah Sumi uyandığında çantası kapının yanında hazırdı.
Defteri, kalem kutusu, boya kalemleri, suluk kabı ve ödev yaprağı çantanın içindeydi.
Sumi aceleyle odadan odaya koşmadı.
Kahvaltısını daha sakin yaptı.
Okula geldiğinde öğretmen Melda ona gülümsedi.
“Bugün çantan hazır görünüyor,” dedi.
Sumi sevinçle başını salladı.
“Liste bana yardım etti,” dedi. “Her şeyi tek tek kontrol ettim.”
O gün sınıfta ödev yaprakları çıkarılırken Sumi kağıdını hemen buldu.
Bahçe oyunundan sonra suluk kabını çıkardı.
Resim saatinde boya kalemleri de yanındaydı.
Sorumluluk almak korkutucu olmak zorunda değildir. Bazen günümüzü kolaylaştıran küçük bir hazırlıktır.
Sumi artık her akşam çantasını hazırlamayı bir oyun gibi yapıyordu.
Listeye bakıyor, eşyalarını yerleştiriyor ve sabah kendisine küçük bir kolaylık bırakıyordu.
Çünkü düzenli hazırlanmak, okul gününe daha huzurlu başlamasına yardım ediyordu.
Küçük kaptan! Yarın akşamın masalını sen belirle. En çok oy alan masalı yarın 20:30'da yayına alalım!
Masalın ardından çocuğunuza “Sumi çantasını neden son anda hazırlıyordu?”, “Eşyalarını unutunca neler yaşadı?” ve “Bizim çanta hazırlık listemizde neler olmalı?” sorularını yöneltebilirsiniz.
Birlikte çocuğunuzun yaşına uygun basit bir akşam çanta kontrol listesi hazırlayabilirsiniz.

Küçük Maymun Runo, Orman Okulu'na servisle gitmeye başlar. Servise binmek ona çok heyecanlı gelir. Camdan dışarı bakmak, arkadaşlarına el sallamak ve koltuğundan kalkıp etrafı görmek ister. Ancak servis hareket halindeyken ayağa kalkmak, kemeri açmak ve camdan dışarı uzanmak güvenli değildir. Öğretmeni Beril ve servis sürücüsü Nadir, kuralların ceza vermek için değil, herkesin güvenli yolculuk yapması için olduğunu anlatır. Runo bunu önce sıkıcı bulur. Bir gün servis yavaşça dönerken Runo'nun açık bıraktığı çantası yere düşer ve içindeki defterler dağılır. Kimseye zarar gelmez, fakat Runo hareket halindeki serviste eşyaların ve yolcuların neden yerinde durması gerektiğini fark eder. O günden sonra kemerini takar, çantasını ayaklarının önüne güvenli biçimde koyar ve camdan dışarı uzanmak yerine pencereden sakince bakar. Runo, güvenlik kurallarının herkes için konmuş yardım çizgileri olduğunu öğrenir.

Küçük İlay, okula yeni başlayan tatlı ve dikkatli bir çocuktur. Beslenme saatinde çantasını açmaya çekinir çünkü evden getirdiği yiyeceklerin arkadaşlarına garip görüneceğini düşünür. Herkesin aynı şeyleri yediğini sanır ve kendi yemeğiyle alay edilmesinden korkar. Bir gün sınıfta beslenme saati geldiğinde İlay çantasını açmak istemez. Öğretmeni Yelda, onu zorlamadan yanında oturur ve her evin farklı kokuları, tatları ve alışkanlıkları olabileceğini anlatır. Sınıftaki çocuklar çantalarını açınca kimi peynirli sandviç, kimi zeytin, kimi meyve, kimi poğaça, kimi de annesinin yaptığı küçük börekleri getirir. İlay, herkesin beslenmesinin farklı olduğunu ve bunun utanılacak değil, konuşulacak güzel bir çeşitlilik olduğunu fark eder. Sonunda kendi beslenme çantasını açar. Arkadaşları onun yemeğini merak eder ama nazik davranır. İlay, kendi alışkanlıklarından utanmadan sınıfa uyum sağlayabileceğini ve farklılıkların arkadaşlığı güzelleştirdiğini öğrenir.

Küçük Baykuş Dali, Orman Okulu'na dikkatli dinleyen, sessiz ve meraklı bir öğrencidir. Fakat anlamadığı bir şey olduğunda öğretmenine soru sormaya utanır. Herkesin konuyu anladığını, yalnızca kendisinin anlamadığını düşünür. Bir gün sınıfta tohumların nasıl büyüdüğü anlatılır. Dali, tohumların neden hem suya hem de havaya ihtiyaç duyduğunu tam anlayamaz ama elini kaldırmaz. Bahçede ekim çalışması yapılırken bazı arkadaşlarının da aynı konuyu merak ettiğini fark eder. Öğretmeni Arel, soru sormanın bilmemek değil, öğrenmek istemek olduğunu anlatır. Dali derin bir nefes alır ve aklındaki soruyu açıkça sorar. Öğretmenin cevabı yalnızca Dali'ye değil, bütün sınıfa yardımcı olur. Dali, soru sormanın utanılacak bir şey olmadığını, öğrenmenin cesur ve değerli bir adımı olduğunu keşfeder.

Küçük Horoz Rafi, Orman Okulu'nda konuşmayı çok seven neşeli bir öğrencidir. Aklına gelen her şeyi hemen anlatmak ister. Arkadaşları bir şey söylerken araya girer, öğretmeni soru sorduğunda başkasının cevabını beklemeden konuşur. Rafi kötü niyetli değildir; sadece heyecanını tutmakta zorlanır. Fakat bir gün sınıfta herkesin sevdiği oyunu anlatma etkinliği yapılır. Rafi söz sırasını beklemeden konuşunca arkadaşları kendi düşüncelerini tamamlayamaz. Kuzu Pima üzülür, ördek Cino söyleyeceğini unutur. Öğretmen Yonca, konuşmanın güzel olduğunu ama dinlemenin de arkadaşlara saygı göstermek olduğunu anlatır. Sınıfta küçük bir söz sırası taşı kullanılmaya başlanır. Taş kimdeyse o konuşur, diğerleri dinler. Rafi önce beklemekte zorlanır ama arkadaşlarını dinleyince onların da çok güzel fikirleri olduğunu fark eder. Günün sonunda Rafi, söz kesmeden dinlemenin sınıfı daha huzurlu yaptığını ve herkesin kendini değerli hissetmesine yardım ettiğini öğrenir.