Masal hakkında · konular ve bölümler
3-5 yaş
Yaklaşık 7 dakika
6 bölüm
Cesaret

Küçük Tavşan Misu, okul kapısında annesinden ayrılmakta zorlanır. Öğretmeni sayesinde kısa vedalaşma rutiniyle okula alışmayı öğrenir.
3-5 yaş
Yaklaşık 7 dakika
6 bölüm
Cesaret
Okuma süresi dakikada 100 kelime üzerinden yaklaşık hesaplanır; sohbet ve resim molalarıyla uzayabilir.
Küçük Tavşan Misu, Orman Okulu'na yeni başlamıştır. Okulun bahçesi, sınıfı ve oyuncak köşesi güzel görünse de okul kapısında annesinden ayrılmak ona çok zor gelir. Annesinin gün sonunda geri geleceğini bilse bile içi sıkılır ve kapıdan içeri girmek istemez. Öğretmeni Narin, Misu'yu acele ettirmez. Ona kısa bir vedalaşma rutini ve sınıfta güvenli bir başlangıç köşesi gösterir. Misu önce annesine sarılır, sonra birlikte seçtikleri kısa vedalaşma cümlesini söyler ve öğretmeniyle resim köşesine geçer. İlk gün biraz üzülür, ama gün içinde küçük oyunlara katılır ve annesinin gerçekten geri geldiğini görür. Birkaç gün sonra Misu, ayrılmanın sonsuza kadar gitmek olmadığını, okul günü bitince yeniden kavuşmak anlamına geldiğini öğrenir.
Sevdiğimiz birinden ayrılırken üzülmek doğaldır. Kısa bir vedalaşma, güvenli bir başlangıç ve gün sonunda yeniden kavuşacağımızı bilmek alışmayı kolaylaştırır.

Yeşil ağaçların arasında güzel bir okul vardı.
Bu okulun adı Orman Okulu'ydu.
Küçük Tavşan Misu, annesiyle birlikte o sabah okul kapısına geldi.
Sırtında küçük çantası, elinde yumuşak mendili vardı.
Bahçede çocuklar oyun oynuyordu.
Sınıfın penceresinden renkli kâğıtlar ve oyuncak sepetleri görünüyordu.
Her şey güzel görünüyordu ama Misu'nun içi sıkılıyordu.
Annesinin elini daha sıkı tuttu.
“Ben içeri girmek istemiyorum,” dedi.
Annesi dizlerinin üzerine çöktü ve Misu'nun gözlerine baktı.
Yeni bir yere başlarken sevdiğimiz kişiden ayrılmak zor gelebilir.
Misu annesinin gideceğini düşününce gözleri doldu.

Okul kapısında Narin Öğretmen bekliyordu.
Misu'nun üzgün olduğunu görünce yanına yavaşça geldi.
“Günaydın Misu,” dedi. “Bugün biraz zorlanıyor olabilirsin. Bu çok normal.”
Misu öğretmenine baktı ama annesinin elini bırakmadı.
Narin Öğretmen onu acele ettirmedi.
“İstersen önce birlikte kısa bir vedalaşma yapabiliriz,” dedi.
Annesi de başını salladı.
“Ben gün sonunda seni almaya geleceğim,” dedi annesi.
“Sen okulda oyun oynarken ben de işlerimi yapacağım. Sonra yine buluşacağız.”
Misu, gün sonunda annesinin geri geleceğini duymayı sevdi.
Vedalaşmak, sevdiğimiz kişinin kaybolması değildir. Gün sonunda yeniden kavuşacağımızı bilmektir.
Yine de Misu'nun kalbi biraz hızlı atıyordu.

Narin Öğretmen, Misu ve annesine küçük bir vedalaşma oyunu önerdi.
“Önce sarılalım, sonra kısa bir cümle söyleyelim, sonra el sallayalım,” dedi.
Misu annesine sarıldı.
Annesinin yumuşak sesini duydu.
“Okul bitince yine buradayım,” dedi annesi.
Misu da kısık bir sesle, “Okul bitince görüşürüz,” dedi.
Sonra annesine el salladı.
Annesi kapının dışından gülümsedi ve yavaşça uzaklaştı.
Misu'nun gözleri yine doldu ama Narin Öğretmen yanında duruyordu.
“Şimdi güvenli başlangıç köşemize gidelim,” dedi öğretmeni.
Her gün aynı sakin vedalaşmayı yapmak, kalbimizin ne olacağını bilmesine yardım eder.
Misu öğretmeninin yanında küçük adımlarla sınıfa girdi.

Sınıfın içinde sakin bir köşe vardı.
Bu köşede yumuşak minderler, resimli kitaplar ve küçük bir duygu panosu duruyordu.
Narin Öğretmen, “Burası güvenli başlangıç köşemiz,” dedi.
“Sabahları biraz zorlanırsan önce burada oturabiliriz.”
Misu mindere oturdu ve derin bir nefes aldı.
Duygu panosunda mutlu, üzgün, heyecanlı ve çekingen yüzler vardı.
Misu üzgün yüze dokundu.
“Annem gittiği için üzgünüm,” dedi.
Narin Öğretmen, “Bunu söylemen çok iyi,” dedi.
“Üzgün olmak burada kalmana engel değil. Birazdan kendini daha hazır hissedebilirsin.”
Duygumuzu söylemek, o duyguyla baş etmeyi kolaylaştırır.
Bir süre sonra Misu resim masasında duran sarı kalemleri fark etti.

Misu önce resim masasına geçti.
Sarı kalemle küçük bir güneş çizdi.
Sonra oyun halısında yapılan kule oyununu izledi.
Bir süre sonra kuleye küçük bir parça da kendisi ekledi.
Gün içinde annesini birkaç kez özledi.
Özlediğinde Narin Öğretmen ona vedalaşma cümlesini hatırlattı.
“Okul bitince görüşürüz.”
Misu bu cümleyi içinden tekrarladı.
Sonunda okul günü bitti.
Kapı açıldığında annesi gerçekten oradaydı.
Misu annesine koştu ve ona sıkıca sarıldı.
Ayrılık, gün boyu ayrı yerlerde olmak demektir. Sevginin bitmesi demek değildir.
Misu o gün önemli bir şey öğrendi.
Annesi sabah gidiyor, ama okul bitince geri geliyordu.
Okulda üzülürse öğretmenine söyleyebilir, güvenli köşede biraz dinlenebilir ve sonra küçük oyunlara katılabilirdi.

Ertesi sabah Misu okul kapısına geldiğinde yine biraz çekindi.
Ama bu kez ne yapacağını biliyordu.
Önce annesine sarıldı.
Sonra birlikte kısa cümleyi söylediler.
“Okul bitince görüşürüz.”
Misu el salladı ve Narin Öğretmen'in yanına geçti.
O gün güvenli başlangıç köşesinde biraz daha kısa oturdu.
Sonraki gün resim masasına daha çabuk geçti.
Birkaç gün sonra okul kapısında annesine sarıldıktan sonra kendi adımlarıyla sınıfa yürüdü.
Misu artık annesini özlemediği için değil, özlediğinde ne yapabileceğini bildiği için daha rahat hissediyordu.
Alışmak bir anda olmak zorunda değildir. Küçük tekrarlarla kalbimiz yeni düzene güvenmeyi öğrenir.
Küçük Tavşan Misu, okulun güvenli bir yer olduğunu, öğretmeninden yardım isteyebileceğini ve gün sonunda annesine yeniden kavuşacağını öğrenmişti.
O günden sonra okul kapısındaki vedalaşma Misu için daha sakin, daha kısa ve daha güvenli oldu.
Bugün hangi dünyaya gitmek istersiniz? Seçtiğiniz konudaki yayımlanmış masalları keşfedin.
Masalın ardından çocuğunuza “Misu okul kapısında neden zorlandı?”, “Kısa vedalaşma ona nasıl yardım etti?” ve “Biz okul kapısında hangi vedalaşma cümlesini kullanabiliriz?” sorularını yöneltebilirsiniz.
Çocuğunuzla kısa, sakin ve her gün aynı şekilde tekrarlanacak bir vedalaşma rutini belirleyebilirsiniz.
Yeni masalları keşfetmek ve sesli dinlemek için Masal Gemisi Android uygulamasına göz atın.
Google Play’de keşfet
Okul Masalları
Küçük Baykuş Dali, Orman Okulu'na dikkatli dinleyen, sessiz ve meraklı bir öğrencidir. Fakat anlamadığı bir şey olduğunda öğretmenine soru sormaya utanır. Herkesin konuyu anladığını, yalnızca kendisinin anlamadığını düşünür. Bir gün sınıfta tohumların nasıl büyüdüğü anlatılır. Dali, tohumların neden hem suya hem de havaya ihtiyaç duyduğunu tam anlayamaz ama elini kaldırmaz. Bahçede ekim çalışması yapılırken bazı arkadaşlarının da aynı konuyu merak ettiğini fark eder. Öğretmeni Arel, soru sormanın bilmemek değil, öğrenmek istemek olduğunu anlatır. Dali derin bir nefes alır ve aklındaki soruyu açıkça sorar. Öğretmenin cevabı yalnızca Dali'ye değil, bütün sınıfa yardımcı olur. Dali, soru sormanın utanılacak bir şey olmadığını, öğrenmenin cesur ve değerli bir adımı olduğunu keşfeder.

Okul Masalları
Küçük Panda Roli, Orman Okulu'nda yazı yazmayı öğrenmeye başlar. Harflerin çizgilerini takip etmeye çalışır ama yazdığı bazı harfler eğri olur, bazıları da çizginin dışına taşar. Roli, defterinin kusursuz görünmesini ister. Bu yüzden beğenmediği sayfaları karalamaya başlar. Yazısı güzel olmadığında üzülür ve artık denemek istemez. Öğretmeni Işıl, Roli'ye ilk denemelerin öğrenmenin bir parçası olduğunu anlatır. Eski bir çalışma defteri göstererek herkesin zamanla geliştiğini, defterlerin yalnızca güzel görünen sayfalar için değil, ilerlemeyi görmek için de var olduğunu söyler. Roli yeni bir sayfada küçük adımlarla tekrar dener. Harfleri hemen kusursuz olmaz, fakat her denemede biraz daha rahat yazdığını fark eder. Günün sonunda defterindeki karalanmış sayfalara kızmak yerine onların öğrenme yolculuğunun başlangıcı olduğunu anlar.

Eğitici Masallar
Savi dönerken kuyruğuyla Moku’nun kumdan limanını bozar. Arkadaşının üzüntüsünü dinler, özür diler ve nasıl yardım edebileceğini sorar; limanı birlikte yeniden kurarlar.

Uyku Masalları
Minik Tavşan Mino, güzel bir günün bitmesini istemediği için yatağına gitmeyi sürekli erteler. Annesi ona ormanın da her gece uykuya hazırlandığını söyler. Mino bunu merak eder ve annesiyle kısa bir gece yürüyüşüne çıkar. Kuşların kanatlarını dinlendirdiğini, kirpinin yapraklardan yatağını hazırladığını, salyangozun günün güzel anlarını düşündüğünü ve ağaçların rüzgârla sakinleştiğini görür. Eve döndüğünde Mino da kendi uyku düzenini hazırlar. Oyuncaklarını toplar, yüzünü yıkar, yatağına uzanır ve günün en güzel anını düşünür. Mino, uyumanın oyunu bitirmek değil, yeni bir güne hazırlanmak olduğunu öğrenir.