Nilda ve Uykucu Koyunun Küçük Kapısı
Birde Duran Çayır · 1/3

Nilda yatağına uzanmış. Annesi az önce iyi geceler demişti. Lavanta pijamasının kolunu düzeltip gözlerini kapatmış. Koyun sayacağı bir çayır hayal etmek istemiş. Yanağına düşen yumuşak saç buklesini geri koymuş. Sonra içinden neşeyle “Bir!” demiş. Hayalinde gümüş mavisi bir gökyüzü açılmış. Altında çimenler, küçük çiçekler ve alçak bir çit varmış. Çitin ortasında yuvarlak ahşap kulplu bir kapı duruyormuş. Biraz ötede söğüt dalları yere doğru eğiliyormuş. Nilda ilk koyununu beklemiş. Kıvırcık yünlü küçük bir koyun çitin önüne gelmiş. İki yumuşak kulağı yana açılıyormuş. Tepesindeki yün buklesi usulca kıpırdamış. “Ben Yumu,” demiş. Nilda, hayalindeki çimenlerin üzerinde onun karşısına çömelmiş. “Ben de Nilda. Hazır mısın?” diye sormuş. Yumu çite bakmış. Nilda elini küçük bir yay gibi havada gezdirmiş. “Buradan hop diye atlayacaksın,” demiş. Koyun ise dört ayağını yere basıp durmuş. Ne geriye kaçmış ne de atlamak için hızlanmış. Yalnızca Nilda’nın yüzüne bakmış.
“Ben bu akşam atlamak değil, yürümek istiyorum.”
Nilda biraz beklemiş. Beklediği hop sesi gelmemiş. Sayısının ardından sessizlik uzamış. “Daha birde kaldık,” diye fısıldamış. Yumu küçük burnunu çite yaklaştırmış. Sonra başını çevirmiş. “Ben bu akşam atlamak değil, yürümek istiyorum,” demiş. “Yürümek mi?” Nilda çitin öbür yanındaki çiçeklere bakmış. Onları düşünürken hep üstten geçileceğini hayal etmişti. Yumu ise çimenlerin üstünde ağır ağır adım atmak istiyormuş. Nilda havada tuttuğu elini indirmiş. Yumu çitin üstüne değil, önündeki çimenlere bakıyormuş. Çitin yanına biraz yaklaşmış. Parmağı ahşabın düz kenarında gezinmiş. O sırada yuvarlak kulpa dokunmuş. Nilda’nın gözleri hayalindeki küçük kapıya dönmüş. Kapı hep oradaymış. Ama Nilda az önce yalnız çitin üstüne bakıyormuş. Şimdi aşağıda açılabilecek bir yer görüyormuş.