Feray ve Ninesinin Misafir Odası
Battaniyenin Küçük Yolculuğu · 1/3

Bir varmış, bir yokmuş. Feray adında küçük bir çocuk varmış. O akşam ninesi Necla’nın evinde yatıya kalacakmış. Birlikte yemek yemişler, sonra Feray pijamalarını giymiş. Kendi evinden getirdiği küçük çanta, oturma odasındaki koltuğun yanında duruyormuş. Feray çantayı açmış. İçinden bulut desenli mavi battaniyesini çıkarmış. Battaniyenin bir köşesi yumuşacık kıvrılmış. Feray o köşeyi hemen tanımış. Ninesi yanına oturmuş. “Misafir odamız seni bekliyor,” demiş. Feray battaniyesini kucaklayıp ninesinin elini tutmuş. Odaya girdiklerinde Feray etrafına bakmış. Alçak bir yatak, küçük bir masa ve geniş bir pencere varmış. Pencerenin perdesi kendi odasındakinden farklıymış. Kitaplar da başka bir sepette duruyormuş. Feray biraz meraklanmış, biraz da duraksamış. “Benim odam gibi değil,” demiş. Necla Nine hemen her şeyi aynı göstermeye çalışmamış. “Evet, burası başka bir oda,” diye cevap vermiş. “İstersen birlikte tanıyalım.” Önce kitabını nereye koyabileceğine bakmışlar. Sonra battaniyeyi yatağın üzerine sermişler.
Yeni bir odayı hemen tanımam gerekmez. Birlikte bakarak bana iyi gelen yeri bulabilirim.
Mavi battaniye açılınca beyaz bulutları görünmüş. Feray eliyle bir bulutu düzeltmiş. Odanın ortasına tanıdığı küçük bir gökyüzü gelmiş gibi olmuş. Yatağın kenarına oturmuş. Ninesi de yanındaki sandalyeye yerleşmiş. Kimse hemen uyumasını istememiş. Necla Nine, kendi odasının koridorun karşısında olduğunu göstermiş. Feray seslenirse duyacağını söylemiş. Birlikte kapıya kadar yürüyüp geri dönmüşler. Feray artık ninesinin nerede olacağını biliyormuş. Bu küçük gezinti odanın yerini anlamasına yardım etmiş. Sonra ninesiyle dişlerini fırçalamış, ellerini yıkamış. Misafir odasına döndüklerinde lambanın yumuşak ışığı yanıyormuş. Feray kitap sepetine uzanmış. Tam bir kitap seçecekken başka bir şey duymuş. Tık, tık, tık. Ses, pencerenin yanındaki küçük masadan geliyormuş.