Esvin ve Taklitçi Gölge
Beni de Taklit Edebilir misin? · 1/3

Esvin, evlerinin avlusunda dümdüz yürümeyi pek sevmezmiş. Bazen adımına küçük bir dönüş eklermiş. Bazen kollarını açıp yürüyen bir uçak olurmuş. O gün annesi armut ağacının yanındaki bankta oturuyormuş. Esvin ise güneşli taşların üzerinde komik adımlar buluyormuş. Bir kolunu yana açınca yerdeki koyu kol da açılmış. Esvin durup aşağı bakmış. Kıvırcık başının, şortunun ve iki bacağının şekli oradaymış. Ayakkabılarının ucundan uzun bir gölge uzanıyormuş. Çocuk başını eğince koyu baş da eğilmiş. Esvin’in ağzından küçük bir kahkaha çıkmış. “Bunu da yapabilecek misin?” diye sormuş. Bir elini başına koymuş. Gölgedeki el de başa gitmiş. Sonra elini hızla indirmiş. Koyu kol hiç gecikmeden inmiş. Esvin iki ayağını yan yana getirmiş. Bu sessiz taklitçi onun her hareketine yetişiyormuş. Çocuk avlunun boş tarafına birkaç hızlı adım atmış. Gölgesi de onunla ilerlemiş. Esvin, “Önüne geçeceğim!” demiş. Arkasını dönünce bu kez gölge gerisinde kalmış. Sevinçle geriye bakmış. Ama o dönünce koyu şekil de aynı anda dönmüş.
“Bunu da yapabilecek misin?”
“Sen benim döneceğimi nereden bildin?” diye gülmüş. Bu kez yarışmak yerine onu şaşırtmayı düşünmüş. Üstü kapalı sundurma hemen yanındaymış. Esvin oraya doğru yürümüş. Belki kendisi çatı altına girerken taklitçisi güneşte bekleyebilirmiş. Serin sundurmaya adım atınca durmuş. Önündeki taşlar geniş bir gölgenin içindeymiş. Kendi kıvırcık başını yerde seçememiş. Sağa bakmış, sola bakmış. Güneşli avluda da onu bekleyen ayrı bir koyu çocuk yokmuş. “Nereye gittin?” diye fısıldamış.