Meri ve Bulut Treninin Küçük Molası
Bulut İstasyonunda Bir Bilet · 1/3
Masal Gemisi Editoryal Kütüphanesi

Bir varmış, bir yokmuş. Kıvırcık saçlı Meri, Sümbül Nine ile bulutlara bakmayı çok severmiş. Bazen bir bulut yastığa benzermiş. Bazen de uzun bir vagona. O sabah ninesi, masal kitabının arasından krem renkli küçük bir bilet çıkarmış. Biletin üstünde yazı yokmuş. Yumuşacık bir bulut resmi varmış. Sümbül Nine gülümsemiş. ‘Bu, yalnızca masallarda gezen Bulut Treni’nin bileti,’ demiş. Meri heyecanla ellerini açmış. ‘Birlikte binebilir miyiz?’ diye sormuş. Ninesi başını sallamış. İkisi el ele tutuşmuş. Sarı ışıklı bir kapı usulca açılmış. Kapının ardında açık turuncu Bulut İstasyonu varmış. Geniş peron dümdüzmüş. Kenarlarını yumuşak bulut çitleri çevreliyormuş. Meri, ninesinin yanında durmuş. Önlerinde turkuaz bir lokomotif ve krem renkli bir vagon bekliyormuş. Trenin çatısı mercan kırmızısıymış. Kısa bacasından bembeyaz bulut pufları yükseliyormuş. ‘Hoş geldiniz,’ demiş tren. Bu da masala özgü bir şeymiş. Meri pencerelere bakmış. Camların köşeleri yuvarlakmış. İçeride yumuşak koltuklar varmış. Ninesiyle birlikte açık kapıya yürümüş. Sümbül Nine önce geniş, alçak basamağı göstermiş. Meri elini bırakmadan vagona çıkmış. İkisi aynı pencerenin yanındaki koltuğa oturmuş. Meri'nin ayakları önündeki küçük desteğe değiyormuş. Bileti yanlarındaki bölmeye koymuşlar. Trenin kapısı sessizce kapanmış. Herkes yerinde rahatça oturuyormuş.
Meri ninesinin elini tuttu. Yeni bir yere birlikte bakmak, yolculuğun ilk güzel anıydı.
‘Bugün mor bulut vadisinden geçeceğiz,’ demiş tren. ‘Sonra sizi buraya geri getireceğim.’ Meri her şeyi görmek istiyormuş. Pencerenin bir yanına bakmış, sonra öbür yanına. Bir bulut kemerinin ardından başka bir bulut kemeri görünüyormuş. Yolculuk yavaşça başlamış. Meri ninesine hemen bir bulut göstermiş. ‘Bu bir çörek gibi!’ demiş. Ninesi gülümsemiş. ‘Ben de yanında küçük bir tepe görüyorum,’ diye eklemiş. Meri yeniden bakmış. Aynı pencereden farklı şeyler bulabiliyorlarmış. Tren, yumuşak bulut yolunda usulca ilerliyormuş. İstasyon geride kalmış. Şimdi mor tepeler yaklaşmaya başlamış. Meri hem soldaki hem sağdaki pencereleri izlemek istiyormuş. Oturduğu yerde başını sık sık çeviriyormuş. Sümbül Nine yanında sessizce duruyormuş. Az ileride, bulut yolunun kenarında geniş bir mola yeri varmış.