Kuzu Yuna ve Rüzgârın Mavi Şapkası
Papatya Durağına Konan Şapka · 1/3
Masal Gemisi Editoryal Kütüphanesi

Bir varmış, bir yokmuş. Bulutların gölgesinde Papatya Durağı adında küçük bir yer varmış. Burada papatyalar ev kadar büyükmüş. Beyaz yaprakları geniş bankların üstünü örtüyormuş. Kuzu Yuna ve tilki Renu, o sabah bankta oturuyormuş. Güneş çiçeklerin arasından yumuşacık süzülüyormuş. Birden havada mavi bir şapka belirmiş. Şapka yavaşça dönmüş, sonra boş bankın üstüne konmuş. Yuvarlak kenarı hafifçe kıpırdamış. 'Nihayet durabildim,' demiş ince bir ses. Yuna gözlerini açmış. Renu kulaklarını dikmiş. Masalların bu köşesinde şapkaların konuşması bile mümkünmüş. Yuna şapkaya merhaba demiş. Şapka da ikisini selamlamış. Deniz Rüzgârı'nın şapkasıymış. Gece hafifçe gezinirken sahibinden ayrı kalmış. Şimdi onu arıyormuş. Renu, şapkanın beyaz şeridine bakmış. Kenarlarında minicik su damlaları parlıyormuş. Şapka çok uzun bir yoldan gelmiş gibi görünüyormuş. 'Deniz Rüzgârı nerede yaşar?' diye sormuş Yuna. Şapka biraz düşünmüş. Geniş kenarı bir yana eğilmiş. 'Dalgaların sesini duyduğum yerde,' demiş. Renu bunu aklında tutmuş. Yuna da şapkanın yanına yaklaşmış. Onu sahibine götürmek için birlikte yardım etmek istiyorlarmış. Yuna, şapkayı taşıyıp taşıyamayacağını sormuş. Şapka sevinerek evet demiş. Yuna onu iki eliyle almış. Şapka yumuşak ve hafifmiş. Renu banktan inmiş. İkisi papatyaların altındaki geniş yolu izlemiş. Yolun ilerisinde mor yapraklı bir orman görünüyormuş.
Nereye gideceğini önce şapkaya soralım. Onun bildiği küçük bir ayrıntı, bize yolu gösterebilir.
Durağın çiçekleri arkalarında usulca sallanmış. Papatyaların gölgeleri yola yuvarlak parçalar bırakıyormuş. Renu bu gölgeleri küçük adalara benzetmiş. Yuna ise yolun pamuk gibi açık rengini sevmiş. Şapka ellerinde rahatça duruyormuş. Yolculukları bir koşu yarışı değil, meraklı bir gezinti olmuş. Ormana yaklaşırken uzaktan fış fış sesi gelmiş. Renu bir an durmuş. 'Dalgalar böyle ses çıkarabilir mi?' diye sormuş. Yuna emin değilmiş. Şapkanın kenarı da hafifçe titremiş. Üçü sesi dinlemiş. Yeni bir ipucu bulduklarını düşünerek birkaç küçük adım daha atmışlar. Papatya Durağı artık geride kalmış. Önlerindeki eğrelti yaprakları mor şemsiyeler gibi açılıyormuş. Yerde gümüş renkli, düz taşlar varmış. Taşların arasında geniş bir yol uzanıyormuş. Yuna şapkayı dikkatle tutmuş. Renu da yanında yürümüş. Ormanın ince sesi onları nazikçe karşılamış.