Eylül ve Büyüyen Kâğıt Ay
Pencere Yanındaki Kâğıt Ay · 1/3
Masal Gemisi Editoryal Kütüphanesi

Bir varmış, bir yokmuş. Eylül, penceresine vuran sabah ışığını izliyormuş. Bir yaprağın gölgesi duvarda kıpırdıyormuş. Yaprak dışarıdaymış, gölgesi içerideymiş. Eylül elini sallamış. Duvardaki küçük el de sallanmış. Bu sessiz selam onu güldürmüş. Babası Utku yanına oturmuş. Eylül duvarı göstermiş. ‘Bugün gölgelerle masal oynayabilir miyiz?’ diye sormuş. Babası gülümsemiş. ‘Oynayabiliriz. Masalımızda kim olsun?’ demiş. Eylül biraz düşünmüş. Sonra gökyüzündeki ayı hatırlamış. Masalında yuvarlak bir ay olsun istemiş. Birlikte geniş masaya geçmişler. Eylül sarı kâğıdı seçmiş. Babası ondan büyük bir daire kesmiş. Dairenin arkasına kısa, geniş bir karton tutacak takmış. Tutacağın köşeleri yuvarlakmış. Eylül kâğıt ayı tutmuş. Ayın üzerinde yazı veya yüz yokmuş. ‘Ben ona yüzü varmış gibi konuşabilirim,’ demiş Eylül. Ayı usulca sağa çevirmiş. ‘Merhaba, ben bugün gezmeye çıktım!’ diye ince bir ses yapmış. Babası eliyle selam vermiş. Eylül bu kez ayı sola çevirmiş. Kâğıt, konuşmasa da oyun içinde konuşabiliyormuş. Masalın ayı, bir tepenin arkasından doğacakmış. Eylül yeşil kâğıttan bir tepe istemiş. Babası yuvarlak tepeli bir parça hazırlamış. Birlikte onu küçük oyun perdesinin önüne yerleştirmişler. Ay için yumuşak bir mor bulut da hazırlamışlar. Bütün parçalar büyükmüş.
Kâğıt ayımız küçük olabilir. Onunla anlatacağımız masal kocaman olabilir.
Babası oyun ışığını kendisi kurmuş. Işık sağlam bir yerde duruyormuş. Eylül yalnızca kâğıt ayı tutacakmış. Önce ayı perdeye yakın kaldırmış. Perdede küçük, koyu bir yuvarlak görünmüş. Eylül kendi kâğıdına, sonra gölgesine bakmış. İkisi aynı şey değilmiş. ‘Benim ayım bütün tepenin üstünden görünsün istiyordum,’ demiş. Gölge, düşündüğü kadar büyük değilmiş. Eylül sarı kâğıdı indirmiş. Kâğıtta bir yırtık yokmuş. Tutacak da sağlam duruyormuş. ‘Yeni bir ay mı hazırlasak?’ diye sormuş. Babası hemen kâğıt kesmemiş. ‘Önce bununla bir deneme yapalım mı?’ demiş babası. Eylül başını sallamış. Aynı ayın başka türlü görünüp görünemeyeceğini merak etmiş. Kâğıt tepeyi masada bırakmışlar. Babası ışığı almış. Birlikte daha rahat görebilecekleri okuma köşesine geçmişler.